İSTİNAFA YENİ BAKIŞ

Yargıtay ceza dairesinin vermiş olduğu bir kararda ;

Sanığın, katılanın ortağı ve yetkilisi olduğu ... Lojistik Kara Taşımacılığı Temizlik Ürünleri İnş Tic. ve Ltd. Şti.'de 23/09/2013 tarihinde ön muhasebe elemanı olarak aylık 1200 TL ücret ile çalışmaya başladığı, bu şirketin işlerinin durgun olması sebebiyle katılanın...Tanıtım Projeksiyon Organizasyon ve Reklam Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'yi satın aldığı, ancak aynı anda adına kayıtlı 2 şirket olmasını istemediğinden devri sanık üzerine yaptırarak bu şirketin ortağının ve yetkilisinin sanığın olmasını sağladığı, daha sonra sanığın bu şirket hesabından 21/04/2014 tarihinde 121.500 TL'yi, 27/06/2014 tarihinde 19.595 TL'yi, 18/07/2014 tarihinde de 3.500 TL'yi katılanın bilgi ve rızası dışında kendi uhdesine geçirdiğinin iddia edildiği somut olayda, sanık hakkında yerel mahkemece kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın CMK'nin 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 303/1-a uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği; sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı,YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2020/2538 Karar Numarası: 2020/6767 Karar Tarihi: 25.06.2020 

CMK MADDE 280/1-e f g

e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, Karar verir.

Karardan ve CMK maddesinden anlaşılacağı üzere CMK madde 280/1-e ve f bendleri haricinde hükmün bozulmasına karar verilemeyecektir. CMK madde 280/1-e ve f bendelerinde bozulma ifadesi geçmektedir.

CMK madde 280/2 uyarınca  ;

Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. 

Sanık hakkında ilk derece mahkemesindeki beraat hükmü ortadan kaldırılıp mahkumiyet hükmü BAM ceza dairesi tarafından verilmek isteniyorsa İlk derece mahkemesi kararı bozulmalı Bam ceza dairesi duruşma açmalı duruşma görülmeli ve ancak CMK madde 280/2 ikinci cümle uyarınca ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak mahkumiyet hükmü verilebilir. Ayrıca BAM ceza dairelerinin yetkileri de CMK madde 280 de sayılmıştır.

Görüldüğü üzere; CMK'nın 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar istinaf başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, hükmün bozulmasına ve davanın yeniden görülmesine olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2023/357 Karar Numarası: 2024/144 Karar Tarihi: 27.03.2024
Görüldüğü üzere; CMK'nın 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar istinaf başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, hükmün bozulmasına ve davanın yeniden görülmesine olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir. Gelinen aşamada bölge adliye mahkemelerince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların bozulmasından sonra nasıl hüküm kurulması gerektiği üzerinde de durulması gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkemelerce CMK'nın 230, 231 ve 232. maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunludur. CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca, aynı Kanun'un 223. maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır. Bu kural, ilk derece mahkemeleri yanında, bölge adliye mahkemeleri için de geçerlidir. Buna göre, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı tek başına infaz yeteneği bulunan ve hukuk düzeninde sonuç doğuran bir hüküm niteliğinde olmayıp ilk derece mahkemesince verilen hükme sıkı sıkıya bağlı bulunduğundan temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararıyla ilk derece mahkemesi hükmü de tamamen ortadan kalkar. Kaldı ki, CMK'nın 223. maddesinde hükümlerin neler olduğu açıkça sayılmış olup istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hüküm olarak gösterilmemiştir. Bu bağlamda, bölge adliye mahkemelerince bahse konu maddede sayılan hükümler dışında karar verildiği ve bu kararın da temyiz incelemesi sonucu bozulduğu ahvalde, bölge adliye mahkemelerince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesiyle yetinilmemesi, bozulmakla ortadan kalkan ilk derece mahkemesi hükmünün yeniden kurulması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2023/357 Karar Numarası: 2024/144 Karar Tarihi: 27.03.2024
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkemelerce direnme kararı verilirken CMK'nın 230, 231 ve 232. maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunludur. CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca, aynı Kanun'un 223. maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır. Bu husus Bölge Adliye Mahkemeleri kurulduktan sonra da geçerliliğini sürdürmekte, ilk derece mahkemesi için yeni bir hüküm kurulması zorunlu olduğu gibi Bölge Adliye Mahkemeleri için de bu kural geçerlidir.  Yargıtay, temyiz edilen hükmü temyiz başvurusunda gösterilen hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma kararı, hukuka aykırılık nedeniyle bölge adliye mahkemesinin son kararının kaldırılmasıdır (Fidan Balcı/Seyithan Öztürk, Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz, ... Yayınevi, ..., 2020, s.462). Ancak Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulmasıyla ilk derece mahkemesi tarafından kurulan ilk hükmün de bozulduğu kabul edilmelidir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı tek başına infaz yeteneği bulunan ve hukuk düzeninde sonuç doğuran bir hüküm değildir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ilk derece mahkemesince verilen hükme sıkı sıkıya bağlı olduğundan Yargıtay incelemesi sonucu verilen bozma kararıyla ilk derece mahkemesi hükmü de tamamen ortadan kalkar. CMK'nın 223. maddesinde hükümlerin neler olduğu açıkça sayılmış olup istinaf başvurusunun esastan reddi gibi kararlar hüküm olarak kabul edilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda anılan maddede sayılan hükümlerden biri kurulmamış ve bu karar da temyiz incelemesi sonucu bozulmuş ise direnme kararı verilirken ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm yeniden kurulmalıdır. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2023/15 Karar Numarası: 2023/169 Karar Tarihi: 22.03.2023
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Osmaniye Çocuk Mahkemesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2019/505 esas, 2019/327 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/1568 Esas, 2021/1250 Karar sayılı kararı ile hazır bulunan suça sürüklenen çocuk müdafiisine esas hakkındaki savunması sorulmadan karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, suça sürüklenen çocuğun okul kantininden hırsızlık eyleminin bina içerisinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu ve eyleminin suç tarihi itibariyle daha lehe olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturmasına karşın olayda uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 142/1-a maddesi gereğince hüküm kurulması, suça sürüklenen çocuğun ceza ehliyeti bulunup bulunmadığının tespiti açısından üzerine atılı nitelikli hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçları belirtilerek bu suçlar yönünden fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hiçbir suç adı belirtilmeden alınan ceza ehliyeti raporuna dayanılarak karar verilmesi, kamu malına zarar verme suçundan ceza verildiği belirtilmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 152/1-a maddesi yerine aynı Kanun'un 151/1. maddesi gereğince cezalandırma yoluna gidilerek hükümde çelişki yaratılması, etkin pişmanlık nedeniyle aynı Kanun'un 168/1. maddesi gereğince indirim yapılması gerekirken 168/2. maddesi gereğince indirim yapılarak fazla cezaya hükmedilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin aynı Kanun'un 31/2. maddesinden sonra uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesi gereğince ceza verildiğinin belirtilmesine ve teşdit uygulandığı belirtilmemesine karşın alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma nedeni olarak gösterilen ve yukarıda sayılan hukuka aykırılıkların hiç birisinin bu bent kapsamına girmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/1568 Esas, 2021/1250 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Osmaniye Çocuk Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2021/323 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/7498 Karar Numarası: 2025/180 Karar Tarihi: 13.01.2025

Yukarıdaki kararlardan da görüleceği üzere BAM ceza dairelerinin yetkileri CMK madde 280 de sayılmış olup BAM Ceza Dairesi mahkumiyet hükmü vermek istiyorsa CMK madde 280/1-g bendine dayanarak duruşma açmalı ve CMK madde 280/2 uyarınca ancak BAM Ceza Dairesi açılan duruşma sonunda ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak hüküm kurabilir .

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2022/1024 Esas, 2022/2906 Karar sayılı ek kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2019/443 Esas, 2019/690 Karar sayılı kararı ile verilen beraat hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2020/4481 Esas, 2021/3549 Karar sayılı kararı ile duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verildiği, anılan karar sonrasında yapılan yargılama uyarınca, Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/491 Esas, 2021/589 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tekrar beraat kararı verildiği ve bu kararında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/1024 Esas, 2022/2906 Karar sayılı kararı bozulmasına karar verildiği, bu karara yönelik temyiz talebinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2022/1024 Esas, 2022/2906 Karar sayılı ek kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmakla; 22.09.2021 tarihli karardan sonra ilk derece mahkemesince yeniden verilen karara hukuken geçerlilik tanınması mümkün görülmediğinden, Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/491 Esas, 2021/589 Karar sayılı kararının, bu karar yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/1024 Esas, 2022/2906 Karar kararı ile bu kararın temyizi üzerine verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2022/1024 Esas, 2022/2906 Karar sayılı ek kararının değerlendirme dışı bırakılarak, temyizen incelenmesi gereken kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2020/4481 Esas, 2021/3549 Karar sayılı kararı olması gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; İlk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/15121 Karar Numarası: 2023/10940 Karar Tarihi: 06.12.2023
Sanıklar Vedat, ..., ... ve suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında yerel mahkeme olan İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2017 gün ve 2016/64 Esas 2017/125 Karar sayılı kararı ile kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı yapılan istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.12.2017 gün ve 2017/1092 Esas 2017/1072 Karar sayılı kararı ile ''Sanık ve SSÇ'lerin fikir ve eylem birliği içerisinde, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak, eylemleri gerçekleştirdikleri anlaşılmasına göre; 5237 sayılı TCK'nun 37. maddesi kapsamında maktul ...'a yönelik kasten öldürme, mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarının müşterek failleri olduğu ve kullanılan silahların niteliği, atış mesafesi, hedef alınan bölge nazara alındığında maktul ... ve mağdur ...'nun konumunu görerek yaptıkları atış sonucu maktul ve mağdurun isabet almasının muhtemel değil mutlak bir netice olduğunu ve eylemlerinin sonucunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirdikleri anlaşılmasına rağmen mahkemece suçların niteliğinde yanılgıya düşerek yetersiz gerekçe ile Sanık ...'ın eylemlerini olası kasıtla işlediği, Sanıklar ... ve ... ile SSÇ'ler ... ve ...'ın ise silahla tehdit suçunu işledileri kabul edilerek hüküm kurulmak suretiyle sanık ve SSÇ'lere eksik ceza tayini,'' denmek suretiyle yerel mahkemenin hükmünün bozulmasına karar verildiği görülmekle yapılan incelemede;CMK 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, söz konusu dosya içeriğinde, ilk derece mahkemesi kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 22.12.2017 gün ve 2017/1092 Esas 2017/1072 Karar sayılı kararı ile duruşma açılmaksızın sanıklar aleyhine suç vasfı yönünden bozulmasına karar verildiği, oysa bu hususun sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin duruşma açarak karar vermek yerine bozma kararı vermesinin ve bu bozmaya dayanarak İlk Derece Mahkemesinin yeniden hüküm kurmasının yasal dayanağı bulunmadığından gerek anılan bozma kararının ve gerekse İlk Derece Mahkemesince ikinci kez verilen kararın yok hükmünde sayılması gerektiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurma konusunda görevli ve yetkili olduğundan, Usul ve Yasaya aykırı,YARGITAY  1. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2020/3670 Karar Numarası: 2021/3758 Karar Tarihi: 10.03.2021
5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2022 tarihli ve 2022/495 Esas, 2022/682 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/3903 Esas, 2023/2434 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, suça konu sulama borularının mağdurların kendi arazileri içerisinde olması, bu boruların farklı kişilere ait olduğunu gösterecek ayırt edici işaretlerin bulunması, sanıkların suça konu boruların farklı mağdurlara ait olduğunu bilerek almaları nedeniyle, sanıkların nitelikli hırsızlık suçundan mağdur sayısınca cezalandırılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2022/3903 Esas, 2023/2434 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli ve 2023/367 Esas, 2023/490 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş,  YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2024/2276 Karar Numarası: 2024/21902 Karar Tarihi: 26.12.2024