HAGB ceza hukukunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması demek olup söz konusu norm CMK madde 231 de düzenlenmiş bir kuraldır. Söz konusu düzenlenme ilgili sanık hakkında suç işlediği ispatlandığında ve CMK 223/5 bir başka söylem ile mahkumiyet kararına hükmedildiğinde gündeme gelir. HAGB her suçta uygulanan bir norm değildir.
Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder
CMK 231/(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
HAGB kararı verildiğinde sanık hakkında ceza verilmiştir ve kanundaki şartları oluşması nedeniyle takdir hakkı kullanımı çerçevesinde sanık hakkında hagb kararı verilebilir. HAGB kararı verildiği zaman sanık hakkında şüpheyi %100 sanık aleyhine yenilmiştir ve sanığın suçu sabittir. HAGB, ceza yargılaması sonucunda verilecek mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının belirli şartlara bağlı olarak ertelenmesini ifade etmektedir. Sanığın üzerine atılı suçu işlediği konusunda şüphe varsa hagb kararı verilebilmesi mümkün değildir. Sanık denetim süresince bir kasıtlı bir suç işlemediği takdirde söz konusu HAGB hakkında düşme kararı verilir. HAGB kararına karşı itiraz değil istinaf kanun yoluna başvurulur.
Anayasa Mahkemesi Atilla Yazar ve diğerleri kararında, sanıkların HAGB kararını kabule ilişkin irade beyanlarının alınması usulündeki güvence eksikliğine dikkat çekilmiştir. Anılan kararda, sanıktan henüz hüküm kurulmadan HAGB kararı verilmesini isteyip istemediğine yönelik iradesini ortaya koymasını istemenin kendisini güvenceye almak isteyen sanığın henüz deliller ortaya konulup tartışılmadan bir tür ihtimal hesabına girişmesine ve bilinmezlik içinde iradesini açıklamasına neden olabileceği, bu durumun da sanıkların temel hak ve özgürlükleriyle ilgili konularda henüz duruşmanın başında haksız bir baskı oluşturabileceği ifade edilmiştir. Anılan kararda tespit edildiği üzere, henüz verilmemiş ve sanığa bildirilmemiş bir hükmün açıklanmasının ertelenmesini isteyip istemediği sorulan sanık yargılamaya konu olayla ilgili tüm şüphelerin ortadan kaldırılmadığı bir aşamada, kendi yargılama sonucunu tahmin edip henüz aydınlatılmamış bir iradeyle beyanda bulunmak zorunda bırakılmaktadır. HAGB uygulanmasını yargılamanın henüz başında kabul eden sanıklar hakkında yargılamanın sonraki aşamalarında adil yargılanma hakkı güvencelerinin ilk derece mahkemesince sağlanıp sağlanmadığının denetimi ise istinaf kanun yolunda yapılamamakta ve bu durum hak ihlallerine yol açabilmektedir (Atilla Yazar ve diğerleri, §§ 161-164).Esas Sayısı : 2022/120 Karar Sayısı : 2023/107 Karar Tarihi : 1/6/2023 R.G.Tarih-Sayı : 1/8/2023-32266
Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında hakkında henüz herhangi bir hüküm verilmeyen sanık hakkında sanki yargılama sonucunda mahkumiyet kararı verilecekmiş gibi sanığa yargılama bitmeden hagb kurumunu kabul edip etmediğinin sorulmasını hukuk devleti ilkelerine aykırı bulmuştur. Zaten sanığa söz konusu sorunun sorulması yargılamanın çoktan bittiğini prosedür icabı bir iş yapılıyormuş gibi bir görüntü vermektedir söz konusu bu durum da hukuk devletinde kabul edilemez. Mahkeme hakiminin henüz sanık hakkında beraat kararı vermeyeceği sanki önceden belliymiş gibi sanığa ” hakkında ceza verirsek hagb yi kabul eder misin ” şeklinde soru sorması sanığı hagb kurumunu kabul etmeye zorlaması hukuka net ve açık bir şekilde aykırıdır.
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarından biri olarak suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartı aranmıştır. Burada uğranılan zarardan kast edinilen mağdurun uğradığı tüm zararlardır. HAGB için getirilen bu şart, sanık ile mağdur arasındaki adalet dengesini sağlamaya yöneliktir. Zira hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu bir yandan sanığın toplum içerisinde iyileştirilmesine hizmet ederken diğer yandan zararın giderilmesi ile mağdurun haklarının korunmasını sağlamaktadır. Geniş anlamda zarar; hukuken korunan maddi ve manevi varlıkların, buraya bir saldırı yapılmadan önceki halleri ile saldırıdan sonraki halleri arasındaki farkı ifade eder. Kanunda suç olarak tanımlanan fiil nedeni ile, mağdurun veya kamunun maddi ve/veya manevi nitelikte bir zararı olmaktadır. HAGB kurumunda yararlanmak isteyen sanık sebebiyet verdiği bu zararı gidermek durumundadır.YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2016/12362 Karar Numarası: 2017/1232 Karar Tarihi: 20.02.2017 Karar Tarihi : 21/03/2016
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında vurgulandığı üzere, kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir ‘hüküm’ niteliğinde olmadığı, dolayısıyla denetim süresi içinde sanığın kasten suç işlediğine dair kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunmadığı anlaşılmakla;
Tüm bu hususlar çerçevesinde, sanığa ait adli sicil kaydında HAGB tatbiki için res’en gözönünde alınması gereken objektif şartların tatbikine mani bir halin bulunmaması nazara alınarak subjektif şartların oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılmasından sonra HAGB kararı verilip verilmeyeceğine karar verilmesi gerekirken yasal olmayan “sanık hakkında daha önce HAGB kararı verildiği” şeklindeki gerekçeyle yazılı şekilde HAGB tatbikine yer olmadığına ilişkin hüküm kurulması,YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/5202 Karar Numarası: 2021/11422 Karar Tarihi: 29.12.2021
HAGB kararında kesinleşmiş bir hüküm olmaması nedeniyle söz konusu hüküm ilgili kişinin adli sicilde gözükmez
Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirler ( 5352 sayılı kanun madde 1)
Hagb kararı verildiğinde söz konusu karar kesinleşmemiştir. Çünkü bu karar istinaf kanun yoluna tabidir. İlgili suça ve cezasına göre ceza hükümleri istinaf aşamasından geçtikten sonra temyiz kanun yolunda onandığı takdirde kesinleşir.
(Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna
başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. ( CMK madde 231/12)
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın birinci celsesinde suça sürüklenen çocuk savunması alındıktan sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediğinin sorulduğu ve suça sürüklenen çocuk HAGB uygulanmasını kabul ettiğini belirttiği, yargılamanın ikinci celsesinde ise suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmaya katılarak suça sürüklenen çocuk hakkında HAGB uygulanmasına muvafakatlarının bulunmadığını beyan ettiği, bu nedenle mahkeme tarafından suça sürüklenen çocuk hakkında HAGB uygulaması yapılmadığı anlaşılmış ise de; suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından sunulan vekaletnamede HAGB uygulamasını talep etme yetkisinin bulunduğu ancak HAGB’den vazgeçme özel yetkisinin bulunmadığı duruşmada suça sürüklenen çocuk olmadığı nazara alınarak; gerekirse suça sürüklenen çocuk yeniden hazır edilerek HAGB uygulamasını isteyip istemediği sorulduktan sonra suça sürüklenen çocuk hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinden verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur. YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/13496 Karar Numarası: 2023/8173 Karar Tarihi: 31.10.2023
HAGB kurumu artık itiraz değil istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle söz konusu ceza dosyaları BAM yani istinaf bakımından hem usulen hem de esasen incelenecektir. HAGB bir beraat kararı değildir çünkü ilgili sanık hakkında suç sabit görülmüş ancak söz konusu hükmün açıklanması ertelenmiş ve hüküm sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacaktır. HAGB kararı verildikten sonra sanık kasten bir suç işlerse mahkeme önceki hükmü açıklayacaktır. Burada bir önceki hagb de hükmün açıklanması için sonra işlenen suçun manevi unsurunun kast olması şarttır. HAGB kararı ertelenmez ve kısa süreli ise seçenek yaptırımlara çevrilmez. Sadece hapis cezaları ertelenebilir.


