Bu yazımızda bir haberleşme aracı olan whatsapp uygulamasının ceza hukukundaki delil durumu incelenecektir.
Ceza yargılamasında hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş olmak kaydı ile her şey delildir.
Mağdur beyanlarında eski eşine ait..... .. telefon hattından kendi kullandığı..... .. telefon hattına Whatsapp üzerinden ölümle tehdit içerikli mesajlar gönderildiğini belirtip CD ve Whatsapp görüntü çıktılarını dosyaya sunduğu, sanık savunmalarında söz konusu mesajların gönderildiğini iddia edilen telefon numarasının kendisinin kullandığını kabul etmiş ancak söz konusu mesajları kendisinin göndermediğini belirterek üzerine atılı suçu kabul etmediği görülmekle, mağdurun dosya içeriğine sunduğu CD ve Whatsapp görüntü çıktılarında her ne kadar sanığın ismi yazıyor ise de hangi telefon hattından gönderildiğinin görülmediği anlaşılmakla, öncelikle suça konu tehdit içerikli mesajların hangi telefon hattından gönderildiğinin mağdurun telefonun da incelenmek üzere tespit edilmesi, gerektiğinde CD ve Whatsapp görüntü çıktılarında profil fotoğrafının sanığa ait olup olmadığının araştırılıp sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle sanığın mahkûmiyetine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur. Bozmayı gerektirmiş, YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/12658 Karar Numarası: 2025/1545 Karar Tarihi: 11.02.2025
Sanık müdafiinin aşamalardaki savunmalarında; mağdurenin, sanığın cep telefonunu ele geçirdiği çok kısa bir zaman diliminde, cep telefonundan bilgisayar veya tablette kullanılan Whatsapp Web uygulamasında çıkan QR kodunu okutması halinde sanığın kullanımında olan hattan dilediği gibi mesaj gönderebileceği yönündeki iddiası nazara alındığında; 15.02.2022-19.02.2022 tarihli whatsapp mesajlarının kim tarafından gönderildiğinin tespiti amacıyla; Whatsapp yazışmalarının kim tarafından, hangi konumdan gönderildiğinin, Whatsapp Web uygulaması yolu ile gönderilip gönderilmediğinin, Whatsapp Web uygulaması ile gönderildiyse yazışmalara ilişkin hangi cihazdan erişim sağlandığının, konum ve IP adreslerinin tespiti yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/12658 Karar Numarası: 2025/1545 Karar Tarihi: 11.02.2025
Whatsapp ın özelliği bir mesaj ve arama iletişim aracı olmasıdır. Bu nedenle söz konusu uygulama CMK madde 135 ve devamındaki koruma tedbirlerini ilgilendirmektedir. Bu uygulama ile ceza hukukunda daha çok hakaret , tehdit , cinsel taciz , huzur ve sükunu bozma , özel hayat gizliliği ihlal, halkı kin ve düşmanlığa tahrik , halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, örgüt suçları işlenebilmektedir. Söz konusu whatsapp mesajları delil olarak kullanılacaksa sanığın söz konusu uygulamayı kullandığı ispat edilmelidir. Uygulamada whatsapp mesajlarının bir suç unsuru olması halinde çıktıları alınarak şikayet yoluna gidilerek ya da kolluk ya da savcılık marifetiyle soruşturma başlatılabilmektedir.
Bu Kanunun amaç ve kapsamı; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında
işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir. (5651 sayılı kanun md.1)
Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur (TCK madde 132/3)
Sanığın gönderdiğini kabul ettiği cep telefonu mesajları içeriğinde hakaret niteliğinde herhangi bir sözün bulunmadığı, whatsapp uygulaması üzerinden ... nolu Türkiye'de aboneliği bulunmayan kayıt dışı hat üzerinden gönderilen mesajların içeriğinde ise sanık ile katılan arasındaki husumeti işaret eden bir söz bulunmadığı gibi bu mesajların sanık tarafından gönderildiğinin de tespit edilememesi karşısında, yerinde görülmeyen gerekçeyle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2022/3911 Karar Numarası: 2025/654 Karar Tarihi: 13.01.2025
Katılanın cep telefonuna sanık tarafından WhatsApp yoluyla, 30.09.2014 tarihinde ve muhtelif bir çok saatte "Arsiz, kocam s... agzina, sen kimsin, elinin kiriydin s... atti kenara, kalitesiz, sinkaf ol lann pis yalanci, pis yapışkan, artikci, artiğim bile fazla sana, lağım faresi, kolluk kararıyla gelecen it gibi, ohh s.. ağzına helal olsun ona, senin gibi f... sağolsun, sen benimle muhatap olamazsin zaten evli adamların dostu olur öyle s... kalirsin, sinkaf ol şimdi evli adamin evine bile giren sürtük." şeklinde mesaj göndermek suretiyle hakarette bulunduğundan bahisle açılan davada Yerel Mahkemece tüm dosya kapsamı ve tarafların beyanlarına göre hakaretin karşılıklı olduğu kabul edilerek sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/14099 Karar Numarası: 2023/21485 Karar Tarihi: 25.09.2023
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayetinde özetle, olay tarihinde müştekinin site aidatlarının nereye harcandığı ile ilgili Whatsapp grubuna yazmış olduğu mesaj sonrasında aynı sitede ikamet eden şüphelilerin müştekinin ikametine gelerek kapıyı sert bir şekilde yumruklayarak zorladıkları, kapıda bulunan sinekliği kırdıkları ve müştekiye hakaret ettikleri iddiası üzerine yürütülen soruşturma neticesinde yeterli delil bulunmadığından bahisle Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; olay yerinin site içerisi olduğu ve olayı gören tanıklar olduğunun belirtilmesi karşısında tanıkların tespit edilerek ifadelerinin alınması, olaya ilişkin görüntüleri içeren kamera kaydına ilişkin olarak ayrıntılı ses ve görüntü çözüm tutanağı tanzim edilerek tutanaktaki hususların taraflara açıklattırılması ile olayın aydınlatılmasına yarar delillerin toplanması sonrasında yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.
İnceleme konusu dosyada, müşteki …’ün şikayetinde özetle, olay tarihinde site aidatlarının nereye harcandığı ile ilgili Whatsapp grubuna yazmış olduğu mesaj sonrasında aynı sitede ikamet eden ve site yöneticisi olan şüpheli … ve şüpheli…’ın oğlu olan diğer şüpheli …’ın ikametine gelerek ikametinin balkon tarafındaki kapısını sert bir şekilde yumruklayarak zorladıklarını, kapıda bulunan sinekliği kırdıklarını ve kendisine hakaret ettiklerini, bu eylemlere komşuları olan …… …’ın ve yine komşusu olan …n şahit olduğunu belirtmesi üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca “Kamera görüntülerinde sadece …’ın sinekliği açmak için eliyle çektiğinin görüldüğü, mala zarar verme kastıyla hareket ettiğine dair yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı, müşteki şüphelilerin diğer iddiaları hakkında da yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmediği” belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; dosya içerisinde yer alan kolluk görevlilerince düzenlenmiş 05/08/2021 tarihli CD çözüm tutanağında şüpheli …’ın müşteki …’ün evinin balkon kısmında kapıya takılı olan sinekliği eliyle çektiğinin belirtildiği, ancak anılan CD incelendiğinde olay anına ilişkin ses kayıtlarını da içerdiği anlaşılan bu CD üzerinde kolluk görevlilerince yeterli incelemenin yapılmadığı kanaatinin oluştuğu, zira görüntülerde müştekinin evinin balkonuna giren iki kişi olduğu ve ses kayıtlarının da ayrıntılı çözümünün gerektiği, ayrıca müştekinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesinde kapısına verilen zararın karşılığının 2.200,00 TL olduğunu belirttiği, ancak dosya kapsamında anılan zarara ilişkin herhangi bir görgü tespit tutanağının da bulunmadığı anlaşılmakla; öncelikle anılan CD üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, olaya ilişkin görüntüleri içeren kamera kaydına ilişkin olarak ayrıntılı ses ve görüntü çözüm tutanağı tanzim ettirilmesi, olay yerinin site içerisi olduğu ve olayı gören tanıklar olduğunun belirtilmesi karşısında tanıkların tespit edilerek ifadelerinin alınması, tanzim ettirilecek olan ses ve görüntü çözüm tutanağındaki hususların taraflara açıklattırılması ve müştekinin zarar gördüğünü belirttiği kapısına dair mümkünse görgü tespit yapılması, değilse bu kapının tamiri yapıldıysa müştekiden buna ilişkin delillerini ibraz etmesi istenilerek dosyaya konulması ve yapılacak tüm bu soruşturma işlemleri sonrasında şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmediğinden itirazın bu yönlerden kabulüyle soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ALANYA) 1. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 30/11/2021 tarihli ve 2021/3601 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2022/11731 Karar Numarası: 2022/20745 Karar Tarihi: 12.12.2022
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinden önce katılan ile arkadaşlık ilişkisi bulunan sanığın, katılan ...'u tehdit ve hakaret etmesinden sonra katılana ait Facebook hesabına ait şifrenin değiştirilmesi ve hesabın ele geçirilmesi için yaş küçüklüğü nedeniyle hakkında soruşturma aşamasında ayırma kararı verilen ve Ankara 2. Çocuk Mahkemesinin 2017/519 Esas, 2020/317 Karar sayılı dosyasında hakkında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen tanık ... tarafından ele geçirilmesi için azmettirdiği, katılanın hesabına girildiği ancak şifrenin değiştirilmediği iddia olunan somut olayda; Katılanın aşamalarda ısrarlı şekilde tanık ...'i sanığın azmettirdiğini öğrendikten sonra Facebook hesabına giriş yapıldığına dair hem mailine hem de cep telefonuna bildirim geldiğine dair anlatımı, tanık ... hakkında Ankara 2. Çocuk Mahkemesinin 2017/519 Esas, 2020/317 Karar sayılı dosyasında yürütülen kovuşturmanın sonucu ve yürütülen soruşturmaya ilişkin belge ve delillerin işbu dosya içerisine alınmaması, 07.03.2017 tarihli tutanağın somut olaya ilişkin ayrıntılı araştırma içermeyip açık kaynak tespitine dayanması karşısında; Tanık ... ile sanığın suç tarihinde ve öncesinde Facebook üzerinden görüşme veya mesajlaşma gerçekleştirip gerçekleştirmediğine, gerçekleşmiş ise bu görüşmelerin Facebook hesabında arşivlenip arşivlenmediği hususunda tanığın ayrıntılı beyanının alınması,arşivlenmiş ise sunulmasının istenilmesi, Ankara 2. Çocuk Mahkemesinin 2017/519 Esas, 2020/317 Karar sayılı dosyasının onaylı bir örneğinin dosya içerisine alınarak tanığın ikametinde bulunan bilgisayara veya dijital materyallerine el konulup konulmadığı,el konulmuş ise bu materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp yaptırılmadığı ve yaptırılmış ise bilirkişi raporunda tanığın sanık ile gerçekleştirdiği iddia olunan mesajlaşmalarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, Katılanın Facebook hesabına giriş yapıldığına cep telefonuna gelen bildirimin mesaj şeklinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin katılandan sorulması, mesaj şeklinde bildirim yapıldığını belirtmesi halinde katılanın kullandığı GSM hattının suç tarihindeki arayan-aranan-mesaj alan-mesaj gönderen numara bilgilerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan istenilerek Facebook'tan mesaj gönderilip gönderilmediğinin tespiti edilmesi, Katılanın şikayet dilekçesinin tarihi de dikkate alınarak Facebook hesabına 02.12.2016 tarihinde hangi IP ile erişim gerçekleştirildiğinin ilgili internet sağlayıcısı ve Facebook hesabının bağlı bulunduğu Microsoft Corporatıon isimli şirketten sorulması, bu IP'nin hangi sabit ya da GSM hattına bağlı olduğu ve hattın kimin adına kayıtlı olduğunun ilgili operatörden araştırılması,sanık ile irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve tüm deliller toplandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/3077 Karar Numarası: 2024/8459 Karar Tarihi: 06.11.2024
Whatsapp mesajları ile ilgili söz konusu mesaj ve eylemlerinin kaynağının yargılama esnasında Bilgi Teknolojileri ve İletişim kurumuna sorulması gerekmektedir. Neticede bu teknik bir konu olması nedeniyle bilirkişi marifetiyle söz konusu uygulamada suç teşkil eden eylem ile sanık arasında bir illiyet bağı olup olmadığı tespit edilmelidir.
Delillerin hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilip edilmediği şu normlar ile tespit olunur.
Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. ( Anayasa madde 38 )
Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse. ( CMK madde 206/2-a)
Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. (CMK madde 217/2)
Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle
elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. (CMK md230/1-b )Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması. (CMK md. 289/1-i )
5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hâkim kararı veya hâkim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, rızası bulunsa dahi şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi uyarınca hukuka uygun olarak karar veya yazılı emir alınmaksızın, sanığa ait telefonda bulunan whatsapp mesajlarına ilişkin olarak tanzim edilen 02.03.2020 tarihli "telefon ön inceleme ve muhafaza altına alma tutanağı"nın, sanığın telefonunda inceleme yapılmasına rızası bulunsa dahi hukuka uygun delil niteliğinde olmadığı ve hükme esas alınamayacağı; tanık sıfatıyla dinlenmemiş olmalarına rağmen anlatımlarının hükme esas alındığı belirtilen tutanak mümzileri, tanık sıfatıyla dinlenmiş olsalar dahi tutanak içeriğine göre uyuşturucu madde alışverişinin görülmemiş olduğunun anlaşılmasına göre anlatımlarının sonuca etkili olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan ... ve ... ile aralarında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit bulunmayan ve kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, ...'ın üzerinde yakalanan uyuşturucu maddeyi fiziki takipten ve yakalamanın gerçekleşmesinden daha önceki bir zaman diliminde sanıktan aldığına ilişkin soruşturma aşamasındaki soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/15758 Karar Numarası: 2024/18787 Karar Tarihi: 15.05.2024
Kolluk görevlilerinin daha önceden tanıdıkları ve durumundan şüphelendikleri sanığın yanına gittiklerinde sanığın telefonunun çalması üzerine CMK’nın 134. maddesi kapsamında alınmış bir karar bulunmaksızın, cep telefonunu sanıktan alarak, mesajlar bölümü ve diğer mesajlaşma uygulamalarını inceledikleri, bu inceleme esnasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan haklarında ayrı soruşturma yürütülen tanıklar ... ve ...’un buluşmak için sanığın telefonunu aramaları üzerine kolluk görevlileri tarafından sanığın telefonundan mesaj attırılmak suretiyle tanıklarla buluşmasının sağlandığı ve tanıkların yakalandığı, tanıklarla yapılan şifai görüşme sonrasında Cumhuriyet savcısına olayın haber verildiği ve alınan yazılı arama emri ile sanığa ait ikamette yapılan aramada net 1,952 gram eroinin ele geçtiği, soruşturmanın devamında da yine sanığa ve tanıklara ilişkin CMK’nın 134. maddesi kapsamında verilmiş bir karar bulunmaksızın telefonlarında bulunan mesaj ve farklı uygulamalardan tespit edilen mesaj kayıtlarının resim ve tutanak şeklinde dosya kapsamına girdiği ve tanık beyanları ile birlikte bu mesaj içeriklerinin hükme esas alındığı, anlaşılmakla; Kişilerin birbirleri ile haberleşmeleri ve bunların içeriklerinin "iletişim" kapsamına girdiği akıllı cep telefonuna ilişkin haberleşme kayıtlarının tümü hakkında CMK'nın 135 ila 138. maddeleri uyarınca; yine aynı zamanda akıllı telefonlar kayıtlı bilgi ve verileri otomatik olarak işleme tabi tutma özelliğine sahip olduklarından, bilgisayar özelliği nedeniyle de taşıdığı bilgi ve verilerde arama ve el koyma yapılması için CMK'nın 134. maddesi uyarınca arama ve el koyma kararı alınması gereklidir. Akıllı olmayan tuşlu telefonlar ise nitelikleri nedeniyle sadece haberleşme için kullanıldığından bu telefonlar yönünden CMK'nın 135. maddesi uyarınca arama kararı alınmalıdır. Yukarıda anlatıldığı üzere 5271 sayılı CMK’nın 134. maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hakim kararı veya belirlenen sürelerde hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, sanığın rızası bulunsa dahi kolluk görevlileri tarafından şüphelilerin telefonlarının incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hukuka aykırı bir biçimde ele geçirildiğinin kabulü gerektiği, yine CMK'nın 2/e ve 161. maddesinin 2. fıkrası ile PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca, (edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun) kolluk görevlilerinin olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gerekirken somut olayda durumundan şüphelendikleri sanıktan telefonunu alan kolluk görevlilerinin suç şüphesini tespit etikten sonra Cumhuriyet savcısını arayıp olayı haber verdikten sonra alacakları talimat üzerine işlem yapmaları gerekirken sanığa ait telefondan mesaj attırmak suretiyle sanığın tanıklarla buluşmasını ve tanıkların kimliklerinin tespitini sağladıkları, bu şekilde elde edilen telefon mesajları ile tanık beyanlarının 5271 sayılı CMK'nın 134 ve 161. maddelerine aykırı olarak ele geçirildiği ve bu durumun CMK'nın 217/2. maddesine aykırı olduğu anlaşıldığından, söz konusu deliller dikkate alınmadan yapılan incelemede; Antalya Adli Tıp Kurumunun 10/09/2018 tarihli raporuna göre idrarında kodein tespit edilen sanığın 10/07/2018 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilen kişisel kullanma sınırındaki net 1,952 gram eroini kullanmak dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı; sanığın, hukuka uygun olarak ele geçirilen delillerle ispatlanabilen fiilinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması, YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2020/12500 Karar Numarası: 2021/12899 Karar Tarihi: 02.12.2021

