Bu makalede cep telefonlarının ve mesajlarının delil olma özellikleri ceza muhakemesi hukuku alanında incelencektir.
5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hâkim kararı veya hâkim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, rızası bulunsa dahi şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi uyarınca hukuka uygun olarak karar veya yazılı emir alınmaksızın, sanığa ait telefonda bulunan whatsapp mesajlarına ilişkin olarak tanzim edilen 02.03.2020 tarihli "telefon ön inceleme ve muhafaza altına alma tutanağı"nın, sanığın telefonunda inceleme yapılmasına rızası bulunsa dahi hukuka uygun delil niteliğinde olmadığı ve hükme esas alınamayacağı; tanık sıfatıyla dinlenmemiş olmalarına rağmen anlatımlarının hükme esas alındığı belirtilen tutanak mümzileri, tanık sıfatıyla dinlenmiş olsalar dahi tutanak içeriğine göre uyuşturucu madde alışverişinin görülmemiş olduğunun anlaşılmasına göre anlatımlarının sonuca etkili olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan ... ve ... ile aralarında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit bulunmayan ve kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, ...'ın üzerinde yakalanan uyuşturucu maddeyi fiziki takipten ve yakalamanın gerçekleşmesinden daha önceki bir zaman diliminde sanıktan aldığına ilişkin soruşturma aşamasındaki soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ 10. Ceza Dairesi 2023/15758 E. , 2024/18787 K.
5271 sayılı Kanun'un 134. maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefonda ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hakim kararı veya hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, rıza bulunsa dahi şüphelilerin telefonlarının incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı kuşkusuz olmakla birlikte 08.03.2022 tarihli dava konusu fiilde kullanıcı tanık Z.Y'nin rızası ile cep telefonundaki mesaj kayıtlarının belirtilen kurallara uyulmaksızın incelenmesi hususu, adil yargılanma hakkının korunması ilkesi çerçevesinde yargılamanın tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve bu bağlamda olaya ilişkin dosyada mevcut fiziki takip tutanağı, tanık beyanları ve diğer deliller gözetildiğinde sonuca etkili görülmemiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/3512 E., 2025/346 K.
5271 sayılı CMK’nın 134. maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hakim kararı veya belirlenen sürelerde hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, sanığın rızası bulunsa dahi kolluk görevlileri tarafından şüphelilerin telefonlarının incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hukuka aykırı bir biçimde ele geçirildiğinin kabulü gerektiği, yine CMK'nın 2/e ve 161. maddesinin 2. fıkrası ile PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca, (edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun) kolluk görevlilerinin olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gerekirken somut olayda durumundan şüphelendikleri sanıktan telefonunu alan kolluk görevlilerinin suç şüphesini tespit etikten sonra Cumhuriyet savcısını arayıp olayı haber verdikten sonra alacakları talimat üzerine işlem yapmaları gerekirken sanığa ait telefondan mesaj attırmak suretiyle sanığın tanıklarla buluşmasını ve tanıkların kimliklerinin tespitini sağladıkları, bu şekilde elde edilen telefon mesajları ile tanık beyanlarının 5271 sayılı CMK'nın 134 ve 161. maddelerine aykırı olarak ele geçirildiği ve bu durumun CMK'nın 217/2. maddesine aykırı olduğu anlaşıldığından, söz konusu deliller dikkate alınmadan yapılan incelemede; Antalya Adli Tıp Kurumunun 10/09/2018 tarihli raporuna göre idrarında kodein tespit edilen sanığın 10/07/2018 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilen kişisel kullanma sınırındaki net 1,952 gram eroini kullanmak dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı; sanığın, hukuka uygun olarak ele geçirilen delillerle ispatlanabilen fiilinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması, Kabule göre de; 2- Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/546 esas, 2017/463 karar sayılı ilamına ilişkin olarak mahkemenin 30/07/2019 tarihli ek kararı ile infazının durdurulup yargılamanın yenilenmesine karar verilerek 2019/818 esas sayılı dosyada yargılamasının devam ettiğinin anlaşılması karşısında, belirtilen Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/818 esas sayılı dosyasının aslının veya onaylı örneğinin temin edilip dosya arasına getirildikten sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/12500 E., 2021/12899 K.
Cumhuriyet Savcısının talimatıyla yapıldığı belirtilen, telefon inceleme tutanağının 20.04.2014 saat 14.10'da düzenlendiği, bu saatten daha önceki bir saatte saat 12.57'de düzenlenen "fotoğraf teşhis tutanağına" göre şüphe üzerine durdurulan sanığın cep telefonunun Cumhuriyet savcısının emri ya da mahkeme kararı olmadan kolluk görevlileri tarafından incelendiği ve telefonda, müştekiye ait çalıntı motosikletin fotoğrafının telefonda K ismiyle kayıtlı bir kişiye gönderildiğinin tespiti üzerine sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; işlevi itibarıyla bilgisayar niteliğinde olan cep telefonu üzerinde inceleme yapılabilmesi için CMK'nın 134. maddesi uyarınca hakim kararı alınması gerektiği bu kararın alınmaması nedeniyle arama ve incelemenin yasaya aykırı olduğu ve bu delilin mahkumiyete esas alınmayacağı gibi bu delil yasal kabul edilse bile sanığın cep telefonunda bulunan motosiklet fotoğrafının müştekiye ait motosiklet olduğu ve sanık tarafından çalındığına dair sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2015/27517 E. , 2017/1716 K.
Kişilerin birbirleri ile haberleşmeleri ve bunların içeriklerinin “iletişim” kapsamına girdiği akıllı cep telefonuna ilişkin haberleşme kayıtlarının tümü hakkında CMK’nın 135 ila 138. maddeleri uyarınca; yine aynı zamanda akıllı telefonlar kayıtlı bilgi ve verileri otomatik olarak işleme tabi tutma özelliğine sahip olduklarından, bilgisayar özelliği nedeniyle de taşıdığı bilgi ve verilerde arama ve el koyma yapılması için CMK’nın 134. maddesi uyarınca arama ve el koyma kararı alınması gereklidir.Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/12500 E., 2021/12899 K.
Ceza yargısında delillerin hukuka uygun olarak elde edilebilmeleri için kanunda usulün tam anlamıyla uygulanması şarttır. Kanun öngördüğü usulün uygulanmadığı durumda hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen deliller gündeme gelir ki söz konusu delillerin hüküm aşamasında dikkate alınarak kullanılması mümkün değildir. Cep telefonu ve içindeki bilgiler mülkiyet hakkı kapsamında olup kanunun öngörüldüğü hallerde ve diğer istisna hallerde ceza yargılamasında delil olarak kullanılamaz. Temel hak ve hürriyetler ancak kanunla sınırlanabilir.
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma 5271 sayılı CMK’nın 134. maddesinde düzenlenmiş olup, CMK’nın 116 ve 123. maddeleri arasında yer alan arama koruma tedbirinin özel bir görünümünü oluşturmaktadır.CD, DVD, flash bellek, disket, harici ve dahili harddisk, bilgisayar özelliği içeren noktaları bakımından akıllı telefon ve benzerlerinden elde edilen ve tamamı 'dijital delil' olarak adlandırılan, suistimale müsait olan verilerin; sıhhatini ve güvenliğini sağlamak amacıyla ve bireyin özel hayatına, kişisel verilerine yönelik olumsuz tesirleri göz önünde tutularak 'son çare' olarak başvurulabilecek 'özel koşullara bağlı' bir koruma tedbiri olması nedeniyle, genel adli aramadan ayrıksı ve istisnai olarak, ayrıntılı düzenlenmiş olup, bu hallerde arama kararının yalnızca hakim tarafından verilebileceği öngörülmüştür."Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/4/2016 tarihli ve E.2015/46/72, K.2016/2330
Başvurucunun telefonuna elkoyulmasına ilişkin işlemin 5271 sayılı Kanun'un 123. ve 134. maddeleri kapsamında kaldığı görülmektedir. Anılan Kan'un 123.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ispat aracı olarak yararlı görülen mal varlığı değerlerinin muhafaza altına alınacağı ifade edilmiştir. Başvurucuya ait cep telefonuna el konulmasının gerekçesi de delil elde edilmesi ihtimalidir. Öte yandan aynı Kanun'un 134. maddesinin (1) numaralı fıkrasında delil elde etmek amacıyla bilgisayar ve bilgisayar programları ile kütüklerinde arama yapılabileceği belirtilmiş ve aramanın usulü düzenlenmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için bu araç ve gereçlere elkonulabileceği belirtilmiştir. Yargıtay kararlarında bilgisayar özelliği içeren noktalarının bulunması sebebiyle cep telefonlarının bu maddeye tabi olduğu kabul edilmektedir (bkz. § 27). Dolayısıyla elkoyma işleminin kanuni dayanağını anılan düzenlemeler oluşturmaktadır. Bu bakımdan başvurucunun cep telefonuna el konulmasının kanuni temelinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.(Başvuru Numarası: 2018/20608)

