Bu makalede kovuşturma evresinde tanık beyanlarının ceza muhakemesindeki yeri ve önemi üzerinde durulacaktır. Tanık ceza yargılamasında gördüğünü ve duyduğunu anlatmakla ve sorulan sorulara cevap vermekle yükümlü olan gerçek kişidir yani insandır.
Doğrudan soru yöneltme
Madde 201 – (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.
(2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde hakim ve savcı kararı ile tanık dinlenebilir. Tanık dinleme ve sorgulama hakkı AİHS madde 6/3 de yer almıştır.
Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;
e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.( AİHS MD 6/3)
Tanık gördüğünü ve duyduğunu anlatır ve kendisine sorulan sorulara cevap vermekle mükelleftir. Tanığın sorulan soruya cevap vermeme gibi bir hakkı da yoktur .
Duruşmada okunmayacak belgeler
Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
CMK madde 210/1 de de görüleceği üzere ceza yargılamasında bir olayın delilinin sadece bir tanığın açıklamalarından ibaret ise söz konusu tanık kovuşturma evresinde muhakkak dinlenir ve sorguya çekilir.
Karar: 5271 sayılı CMK'nın 52. maddesinin 3. fıkra (a) bendi uyarınca, mağdur çocukların tanıklığında, görüntü veya seslerin kayda alınması, aynı Yasa'nın 236. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tanık olarak dinlenmeleri sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulması gerekli ise de, katılanlara ait ev telefonunun birden fazla kez aranarak hakaret edildiği iddiası üzerine, ev telefonunun iki kez birer ay süreyle tespite alınmasına rağmen arayan numaranın tespit edilememesi, ev telefonundan aradığı sabit olmayan ve fakat katılan C.'ın kullandığı D.'ya ait cep telefonunu üç kez aradığı belirlenen sanık hakkında, telefonun sahibi de olmayan C.'ın, sanığı tanımaması nedeniyle ve ev telefonunu da aradığı soyut iddiası ile kamu davası açılması, sanığın, katılanları tanımadığını, cep telefonunu da, kızı için endişelenmesi nedeniyle aradığını belirtmesi karşısında, atılı hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından, CMK'nın 52/3-a ve 236/3. maddelerine aykırı davranılması sonuca etkili görülmeyip, her dinlenmede psikolojileri daha da bozulacak olan mağdur çocukların, CMK'nın 236. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zorunluluk arzeden haller dışında, soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebileceği de dikkate alınarak tebliğnamenin bozma düşüncesine katılınmamıştır. YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2010/607 Karar Numarası: 2011/42168 Karar Tarihi: 21.12.2011
Soruşturma aşamasında çekinme hakkını kullanmayan tanıkların kovuşturma aşamasında tanıklıktan çekinme haklarını kullanmaları, 5271 sayılı CMK'nun "Duruşmada okunmayacak belgeler" başlıklı 210. maddesinin ikinci fıkrasında; "Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz" biçiminde düzenlenmiş, aynı Kanunun 217. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde; "Hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir” ve "Duruşmada okunması zorunlu belge ve tutanaklar" başlıklı 209. maddesinin ilk fıkrasında; "Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur" hükümleri getirilmiştir. Böylece 5271 sayılı Kanunun 210. maddesi uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı olmasına karşın daha önce bu hakkını kullanmayan bir tanık duruşmada tanıklıktan çekindiğinde önceki ifadesine ilişkin tutanaklar da okunamayacak, 217. maddenin birinci fıkrasındaki hüküm uyarınca, hâkim kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği için tanığın daha önceki aşamada tanıklıktan çekinme hakkını kullanmayarak verdiği beyanlar hükme esas alınamayacaktır. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2017/1087 Karar Numarası: 2018/211 Karar Tarihi: 15.05.2018
Tanık beyanlarının ceza yargılamasında hükme esas alınabilmesi için CMK madde 217/1 in uygulanması şarttır. Buna göre hakim ceza yargılamasında verilen kararını sadece duruşmada tartışılmış delillere dayandırabilecektir. Bu hükme göre bir tanığın beyanı soruşturma evresinde savcılık tarafından alınıp kovuşturma evresinde hakim tarafından tanık dinlenmediği sürece ceza mahkemesi verdiği kararını tanığın beyanlarına dayandıramayacaktır. Bu husus CMK madde 217/1’in birinci cümlesinde çok açıkça anlaşılmaktadır. Tanık kovuşturma evresinde dinlenmesinin önemi CMK madde 215 CMK madde 216 ve CMK madde 217/1 dir. Bir tanık duruşmada değil de istinabe yoluyla başka bir mahkemede dinlenmişse bu durumda CMK madde 209/1 devreye girer. Buna göre ; Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada anlatılır. Tanık bir başka mahkemede dinlenmesi durumunda da tanığın sorgulanma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ceza yargılamasında devamında yeni bir beyan ortaya çıktığın sanığa katılana müdafine vekile söz konusu beyanlara karşı diyeceklere sorulmalıdır.
İnceleme dışı sanık ...’un Adana ilinde faaliyet gösteren fuhuş örgütünün lideri olduğu, bu örgütün yöneticisi konumundaki inceleme dışı sanık ...’ın gizli tanığı fuhşa sürüklediği, kazandığı paraya el koyduğu ve defalarca cinsel saldırıda bulunup fuhuş yapmayı reddettiğinde dilinde ve cinsel organında sigara söndürmekle tehdit ettiği, gizli tanığın, silahlı suç örgütü üyesi olduğu ve kendisine karşı fuhşa aracılık suçunu işlediği gerekçesiyle yargılanan başta ... olmak üzere sanık ... ... ve diğer inceleme dışı sanıklara karşı ifade vermesinin kendisi veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturduğu, bu nedenle soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kimliğinin gizlenerek dinlendiği, kovuşturma aşamasında ise Mahkeme Heyeti tarafından celse arasında tarafların katılımı olmaksızın dinlenmesine karar verildiği anlaşılan olayda; tanığın gizlice dinlenmesi sırasında Mahkeme heyeti tarafından reaksiyonlarının doğrudan gözlemlenmesine karşın sanık ve müdafisine ses yoluyla dahi bu imkânın sağlanmaması, savunma tarafının, tanığın sorulan sorulara verdiği cevaplar sırasında kişisel izlenim elde edememesi ve soru sormak suretiyle beyanlarının güvenilirliğini denetleme imkânlarının ellerinden alınması, gizli tanığın ifadesinin alınmış olduğu belirtilmiş olup ayrıca ifadesinin duruşmada okunmaması, bu ifadeye karşı sanık ve müdafisine diyeceklerinin sorulmaması, savunma tarafına tanığı sorgulama imkanı tanınmadığı gibi, varsa sorularının tanığa yöneltilip tanık beyanının alınmaması, sanığın mahkûmiyetine karar verilirken iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tutanaklarıyla birlikte belirleyici ölçüde gizli tanığın ifadesine dayanılması sebebiyle, tanığın menfaatleriyle sanığın hakları arasında silahların eşitliğine yönelik denge unsurlarının gözetilmemesi nedenleriyle sanığın savunma ve adil yargılanma haklarının ihlâl edildiği kabul edilmelidir. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2016/698 Karar Numarası: 2020/86 Karar Tarihi: 11.02.2020
Bir kimse hakkında mahkûmiyet kararı verilmeden önce tüm deliller duruşmada ortaya konulmalı, sanığa ve müdafisine bu delillere karşı etkin şekilde itiraz edebilme olanağı tanınmalıdır. Bu kapsamda sanığa ve müdafisine, aleyhine beyanda bulunan tanığın beyanına karşı itiraz etmek ve soru sormak için yeterli ve tam bir imkân tanınmalıdır. Tanığın taraflarca duruşmada sorgulanmasını sağlamak, devletin de görevidir. Sanık ve müdafisi tarafından sorgulanmasına imkân tanınmayan bir tanığın beyanına dayandırılan mahkûmiyet hükmü, tanık beyanının ispat gücünü, sorgulanabilirliği ve inandırıcılığı yönünden tartışmalı hâle getireceğinden savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülecek ve AİHS’in 6. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturacaktır. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2017/523 Karar Numarası: 2020/373 Karar Tarihi: 24.09.2020
Söz konusu kararla ilgili açıklama yapılacak olursa sadece bir kimsenin tanıklığının sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin bir nedeni olamaz. Tanık delilinin ceza yargılamasında diğer delillerden de bir üstünlüğü yoktur. Netice tanık beyanının uygulanabilirliğini hakim takdir edecektir. Ceza yargılamasında bir delilin ceza yargılamasında verilecek kararı otomatik olarak etkileyeceğini düzenleyen bir norm da yoktur. Tanığın sorgulanmasının dayanağı da CMK madde 201/1 dir. Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir. Bu hükme göre sorulacak soruların bir sayısı yoktur. Usulü bozmamak kaydı ile tanık adil yargılanma hakkı kapsamında sorguya çekilebilir.
Kovuşturma aşamasında bütün kanıtların tartışılabilmesi için, kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortaya konulmaları gerekir. Bu kural istisnasız olmamakla beraber eğer bir mahkumiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veya kovuşturma aşamasında sorgulama ve sorgulatma olanağı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise, sanığın hakları AİHS'nin 6. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olabilir. Olayın tek tanığı varsa ve sadece bir tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise, bu tanık mutlaka duruşmada dinlenmeli ve taraflara soru sorma imkanı sağlanmalıdır. Bir kimse hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltilebilmesi onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu test etme olanağına sahip olması, adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylece suçlanan kişi aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak onların güvenirliğini huzurda test edebilecek, tanığın inandırıcılığı ve güvenirliği bakımından sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil savunmanın argümanlarıyla da algılanmasını sağlayabilecektir. Dosya kapsamına göre tanık ...’ün beyanlarının suçun sübutu açısından belirleyici delil olması karşısında, tanığın duruşmaya getirilerek taraflara da soru sorma hakkı tanınmak suretiyle beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, CMK’nın 180. maddesindeki mazeret nedenlerinin gerçekleşmiş olması nedeniyle tanığın duruşmada hazır bulunmasına olanak bulunmadığında; CMK’nın 181. maddesi gereğince tanığın dinlenileceği gün ve saatin sanık ve müdafisine bildirilmesinin yasal zorunluluk olmasına, ayrıca istinabe yoluyla dinlenen tanığa sorulması için sanık müdafii tarafından verilen soruların, talimat mahkemesinde tanığa sorulmadan tutulan tutanağa dayanılarak eksik araştırmayla hüküm kurulması, Kanuna aykırı, YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2019/8537 Karar Numarası: 2020/2093 Karar Tarihi: 11.03.2020
Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olarak belirtilen kendi yargılandığı ceza dava dosyasında beyanda bulunan ...'ün; doğrudan aleni duruşmada sanık ve müdafiinin huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip sanık ve müdafiine AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; kendi yargılandığı ceza dava dosyasında alınan beyanların okunarak sanık ve müdafiinin tanığı sorgulama haklarının engellenerek, CMK'nın 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde CMK’nın 181/1 ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2023/9247 Karar Numarası: 2025/12226 Karar Tarihi: 24.04.2025
Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri
Madde 180 – (1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.
(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.
(3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez.
(4) İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.
(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi
Madde 181 – (1) Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın örneği hazır bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.
(2) Yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde yapılacak bu tür işlerde hazır bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hâkim veya mahkeme tarafından zorunlu sayılan hâllerde tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın da bu tür işlerde hazır bulunmasına karar verilebilir
1.Mevcut dosya kapsamında mahkeme kabulü itibariyle suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan ve hükme esas alınan ancak mahkemece dinlenilmediği anlaşılan tek tanık olan …’nin ve soruşturma beyanının okunulmasıyla yetinilen Hidayet G.’nin doğrudan doğruyalık ilkesi gereği, sanığa, tanıkları sorgulama ve soru sorma hakkı tanınarak, mahkeme huzurunda bizzat yada SEGBİS aracılığıyla dinlenilmeleri gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Temyiz aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan CİMER evrakları ve soruşturmaya yer olmadığına dair kararların, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunması ile tespiti yapılan kişilerin varsa aşama beyanları dosya içerisine alınarak, gerekirse mahkemece bizzat veya SEGBİS yoluyla dinlenilmelerinin sağlanması lüzumu,
3.UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankası üzerinde sanıkla ilgili bilgi, beyan veya ifade bulunup bulunmadığı hususunda sorgulama yapılarak varsa söz konusu kişilerin aşama beyanlarının aslının veya onaylı suretlerinin getirtilerek 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafine okunarak ve gerektiğinde ilgili şahısların tanık sıfatıyla dinlenilerek diyeceklerinin sorulması lüzumu,
Kanuna aykırı, YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2022/34541 Karar Numarası: 2025/21230 Karar Tarihi: 10.09.2025
“Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak, buna ulaşacak olan ise delillerdir. Deliller; samimi açıklamalar, tanık beyanları, sanık ve tanıklardan başka kişilerin açıklamaları, tutanaklar, özel yazılı görüntü ve/veya ses kayıt eden açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak deliller, eşittir. Gerçekte olayın nasıl olduğunu en iyi bilen sanıktır ancak kendi aleyhine beyanda bulunması beklenemez. O halde olayın mağduru varsa tanığı mutlak mahkeme huzurunda dinlenmelidir. Ceza yargılamasında doğrudan doğruyalık ilkesi gereği yakınan ve/veya tanığın gaip, vefa etmiş, adresi meçhul veya ulaşılamaz olduğu mahkemece açıkça saptanmadığı durumlarda mutlaka mahkeme huzurunda beyanlarının alınması gerekir. Hal böyle olunca; mağdur ve tanık [Y.F.nin] adres kayıt sistemi de dahil adresleri resen araştırılıp tespit halinde mahkeme huzurunda olay ile ilgili ayrıntılı beyanları alınıp, yakınan ve tanık beyanları arasında olası aykırılık durumunda da bu husus usulünce giderildikten sonra sonucuna göre, sanığın suç teşkil eden haksız fiili olup olmadığı, varsa bunun hukuki değerlendirmenin yapılması gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile yetinilip, duruşmaya devamla yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması [bozmayı gerektirmiştir.]”Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 9/11/2007 tarihli ve E.2014/9104, K.2017/4340 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
(Kapatılan) Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 23/11/2016 tarihli ve E.2014/38199, K.2016/2864 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“…Ceza muhakemesinde duruşmanın yürütülmesinde doğrudan doğruyalık ve sözlülük ilkeleri esas alınmış olup, hüküm verecek olan mahkeme hâkiminin sanık, tanık ve olayın tüm delilleri ile birebir karşı karşıya geleceği, herhangi bir vasıta olmadan beyan delilini dinleyeceği ve belge delilini okuyacağı, tanığın maddi hakikate ulaşmak için yargılamaya konu eylemle ilgili bildiğini, gördüğünü ve duyduğunu tarafsız ve yorumsuz bir şekilde olduğu gibi anlatmakla yükümlü olduğu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6/3-d bendine göre; bir suçla itham edilen kişinin, tanıkların davet ve dinlenmelerinin istemek ve iddia edenin tanıklarına soru sormak hakkının bulunduğu, belirtilen ilkelerin adil yargılama hakkının bir gereği olduğu ve buna göre, her aşamada suçlamayı reddeden sanığın beyanına karşılık, tek delil statüsünde bulunan ve müştekinin beyanında geçen tanığın kim olduğu tespit edilmeden ve duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiğinin zorunlu olduğu gözetilmeden hükümlülük kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş[tir.]“
Ceza Muhakemeleri Kanununun temel ilkelerinden birisi olan doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereği olarak hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırılabilir. Mahkeme huzurunda temel ilke olmakla birlikte bazı durumlarda talimatla dinleme veya eski ifadelerin bulunduğu tutanakların okunması ile yetinilmesinin yeterli olduğu istisnai haller de kabul edilmiştir. CMK'nın 211. maddesi uyarınca, tanığın bulunduğu yer öğrenilemezse dinlenmesi yerine daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir. Ancak, CMK'nın 210/1. maddesi uyarınca olayın delili bir tanığın açıklanmasından ibaret ise bu tanık mutlaka duruşmada dinlenir daha önce yapılan dinleme sonucu düzenlenen tutanağın okunması dinleme yerine geçmez denilerek doğrudan doğruyalık ilkesine bu durumda istisna tanınmamıştır. YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2019/14889 Karar Numarası: 2020/7116 Karar Tarihi: 11.06.2020
Genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi olup bunun gerçekleşememesi halinde SEGBİS yolu ile dinlenebileceği, bu teknik imkanın bulunmaması halinde de hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkemece istinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilmesi mümkündür (CMK 180/1) ancak; tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmelidir(CMK 181/1). Dosya kapsamına göre sanık ... yönünden tanık .... ve ...'ın beyanlarının, sanık ... yönünden ise tanık ...'ın beyanının suçun sübutu açısından belirleyici delil olması karşısında, tanıkların duruşmaya getirilerek taraflara da soru sorma hakkı tanınmak suretiyle beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek tanık Musa Kaloğlu'nın istinabe ile alınan, tanık ...'ın ise soruşturma aşamasındaki beyanlarının okunulmasıyla CMK'nın 210/1 maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2022/6721 Karar Numarası: 2022/7219 Karar Tarihi: 02.11.2022
5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında anılan hükmün gerekçesi de şu şekildedir ; “Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir.”
Ceza muhakemesi hukukumuzda duruşmanın doğrudan doğruyalığı ( yüz yüzelik ) ve sözlülük ilkeleri esas alınmış olup, hüküm verecek olan mahkeme hakimi sanık, tanık ve olayın tüm delilleri ile birebir karşı karşıya gelecek, herhangi bir vasıta olmadan örneğin beyan delilini dinleyecek ve belge delilini okuyacaktır. Böylece, belirtilen ilkeler ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde yer alan “adil yargılama” hakkının temel gerekleri ve CMK'nun 217. maddesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecektir. Bu nedenle kural olarak sanık, tanık ya da bilirkişiler mahkeme huzurunda dinlenecek ve daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmeyecektir. Nitekim 5271 sayılı CMK'nun "Duruşmada okunmayacak belgeler" başlıklı 210. maddesinin 1. fıkrası da; "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez" şeklinde düzenlenmiş olup, yargılama konusu olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin bulunmadığı hallerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerektiği ifade edilerek doğrudan doğruyalık ilkesi açık bir şekilde ortaya konmuştur. Bununla birlikte, bazı istisnai durumlarda naip veya istinabe yoluyla dinleme ya da eski ifadelerin bulunduğu tutanakların okunması ile yetinilmesinin mümkün olduğu da kabul edilmiş, tanık beyanı olmadan da adli raporlar, belge delilleri, bilişim ya da kamera kayıtları gibi delillerle sübuta ulaşılabiliyorsa olayın tek tanığı bile bulunsa aranmasına rağmen hazır edilemiyorsa dinlenmesinden vazgeçilebileceği öngörülmüştür. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2013/4-242 Karar Numarası: 2014/79 Karar Tarihi: 18.2.2014
Suçun sübutuna ilişkin olarak, katılanın beyanı, olay tutanağı, adli raporlar, sanığın Amerika Birleşik Devletlerinde öğrenim gördüğüne ilişkin açık beyanı ve öğrenim belgesi gibi başka deliller de mevcut olduğundan, olayın uyuşmazlıkla ilgili kısmının tek tanığı olan ve kovuşturma aşamasında tüm aramalara rağmen hazır edilemeyen O.M'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinin CMK'nun 211. maddesi uyarınca okunması ile yetinilerek, sanığın görevli memura direnme ve hakaret suçlarından mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yerel mahkemece soruşturmada dinlenilen tanık beyanına göre mahkûmiyet kararı verilmesinin CMK'nun 210. maddesine uygun olmayacağının kabulü ile beraatine hükmolunması isabetsizdir. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2013/4-242 Karar Numarası: 2014/79 Karar Tarihi: 18.2.2014

