CİNSEL SUÇLARDA YARGILAMA

Bütün ceza yargılamasında ve ceza davalarında görüleceği üzere sanığın suçunun ispat külfeti iddia makamındadır.

  • Şüpheden sanık yararlanır ve masumiyet karinesi ilkesi göz ardı edilmemelidir.

Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. (CMK md.223/5)
Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.(CMK md.223/6)

CMK da daha çok usul kuralları yer alırken ceza yargılamasında her olay kendine özgü olması nedeniyle farklı bir yargılama yapılır.

Ceza yargısında sanık katılan tanıklar dinlenir ve raporlar göz önünde bulundurulur. Müştekinin beyanı rızam yoktu şeklinde iken sanığın savunması da ya üzerine atılı suçu hiç işlemediği ya da müştekinin rızası ile bir cinsel ilişki yaşandığıdır.

Cinsel saldırı
Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Genellikle cinsel suçlarda bu suçların özelliği gereği somut olayda sanık ve mağdur dışında kimse olmaz. Mağdur aynı zamanda olayın tanığıdır. Ancak yeminsiz dinlenir. Çoğu zamanda da mağdurun beyanı ile sanık beyanı karşı karşıyadır ve hangisine üstünlük kurulacağı tartışılır. Sanık Anayasa madde 38 gereği kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Sanık kendini suçlayacak herhangi bir eylemde ya da söz de bulunmak zorunda değildir ceza yargılamasında . Sanığın üzerine atılı suçu hukuka uygun yol ve yöntemlerle savcılık iddia makamı ispat etmekle mükelleftir. Ceza yargısında bir hüküm verilecekse söz konusu hükmün duruşmaya getirilen ve tartışılan delillere dayandırılması gerekmektedir. CMK madde 217/1 de 2. cümle de dikkat çekicidir. Buna göre ; Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Söz konusu takdir hakkı masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesine uygun olmalıdır. Delillerin en olabileceği de bellidir. Ceza yargısında hukuka uygun olmak kaydı ile her şey delil olabilir. Cinsel suç yargılamasında adli tıp raporu bir başka söylem ile ATK nın da etkisi büyüktür. Ceza yargısında çoğunlukla delillerin büyük kısmı sanığın üzerine atılı suçu işlediğini ispat etmez. CMK da delillerin takdir yetkisi düzenlenmesi de bu nedenle vardır.

Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi
Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
Delilleri takdir yetkisi
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun Adli Tıp          Kurumu           Kanununun                 7 nci maddesine göre ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporda iki adli tıp uzmanı           bulunmadığı            anlaşıldığından,               usulüne uygun teşekkül ettirilmiş ilgili ihtisas kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken anılan rapora dayanılarak eksik araştırmayla hüküm kurulması, yine ayrıca Afyon Devlet Hastanesinin 10.11.2009 tarihli raporlarında mağdurenin yapılan muayenesinde mental reterdasyon ve konuşma bozukluğu mevcut olduğunun belirtilmesi karşısında; mağdurenin Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilerek, söz konusu rahatsızlığın nitelikli cinsel saldırı fiiline mukavemet etmesini engelleyecek akıl hastalığı niteliğinde olup olmadığı beden veya ruh bakımından kendini savunup savunamayacağı ifadelerine itibar edilip edilemeyeceği, hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken, Afyon Devlet Hastanesinin 10.11.2009 ve Afyon Kocatepe Üniversitesinin 15.01.2011 tarihli mağdurenin kendini yeterince savunabilecek durumda olmadığına ilişkin tek hekim tarafından düzenlenmiş raporlara dayanılarak eksik tahkikatla yazılı şekilde hükme varılması, Sonuç: Kanuna aykırı, YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2012/2629 Karar Numarası: 2012/5017 Karar Tarihi: 02.05.2012
Yargılama sırasında Diyarbakır Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesinden alınan 27.08.2014 ve 13.11.2014 tarihli tek ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen raporlarda katılanın zekasının donuk düzeyde olduğu ve yönlendirmeye müsait olabileceği, sanığa karşı kendini savunamayacak düzeyde olduğu ve travma sonrası stres bozukluğu ve depresif bozukluk bulunduğunun belirtildiği, yine ATK 6. İhtisas Kurulundan alınan 16.12.2015 tarihli raporda katılanda sınır - hafif derecede zeka geriliği saptandığı, ayrıca depresif belirtili uyum bozukluğu tespit edildiği, tespit edilen bu tablonun ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olduğu, bu psikiyatrik durumun iddia edildiği gibi bir cinsel saldırıya bağlı olarak gelişebileceği gibi, cinsel saldırı olmaksızın başka olay ve/veya olaylara bağlı olarak gelişen psikososyal stres ve çatışmalar sonucu da ortaya çıkabileceği, bunlar arasında ayrım yapılamadığı, Mahkemece cinsel saldırının gerçekleştiğinin sübutu ve tespiti halinde, ruh sağlığındaki mevcut bozulmanın cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağının bildirildiği anlaşılmakla, Mahkemece anılan raporlar hükme esas alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/3-a. maddesi gereğince cezada arttırım yapılmış ise de söz konusu raporların içeriği itibariyle de yetersiz olması karşısında, katılanın dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kuruluna sevk edilerek zeka geriliği nedeniyle kendisine karşı işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişip gelişmediği, beden veya ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olup olmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği, durumunun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ve kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında ayrıntılı ek rapor alınarak toplanacak delillere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Anılan gerekçe ile Tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2021/16372 Karar Numarası: 2024/9276 Karar Tarihi: 31.10.2024
Suça sürüklenen çocuklarla aralarında herhangi bir husumet bulunmayan mağdurenin yargılama evresine kadarki özü itibarıyla değişmeyen ifadelerinde; istikrarlı     bir       şekilde;     suça    sürüklenen     çocuk ...'ın      kendisine       anal       yoldan      organ      sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğunu, suça sürüklenen çocuk ...'ın ise boğazını sıktığını belirtmesi, 19.11.2017 tarihinde Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen raporun; "Sağ dizde 3x3 cm açık yara, sol dizde kızarıklıklar, boyunda 1 cm civarı kızarıklıklar bulunduğu," tespitlerine yer vermek suretiyle mağdurenin ifadelerini doğrulaması, bununla beraber 20.11.2017 tarihinde İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporda; "Akut ya da kronik livata bulgusu tarif edilmediği," şeklindeki teşhis nedeniyle, mağdurenin suça sürüklenen çocuk ...'n kendisine anal yoldan organ soktuğu yönündeki iddiasının tıbbi delillerle desteklenmemesi, açıklanan sebeple mağdureye organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunulduğu hususunun şüphede kalması ve söz konusu şüphenin de suça sürüklenen çocuklar lehine değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması karşısında; suça sürüklenen çocukların eylemlerinin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2022/543 Karar Numarası: 2023/525 Karar Tarihi: 18.10.2023

Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere nitelikli cinsel saldırı olan vücuda organ sokma şeklindeki eylemin ispatı tıbbi delillere dayanmaktadır. Burada cmk madde 66 da önemlidir.

Bilirkişi raporu, uzman mütalaası
Madde 67 – (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek,
imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.

(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.
(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama
yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.

(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye
doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.
(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.
(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında
değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
Duruşmada bilirkişinin açıklaması
Madde 68 – (1) Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere
duruşmaya çağırabilir.
(2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim, çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp
birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.
(3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.

Mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 27.02.2013 tarihli, ... sayılı ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca düzenlenen 26.03.2015 tarihli, ... sayılı raporlarda “mahkemenizce cinsel saldırının gerçekleştiğinin sübutu ve tespiti halinde, ruh sağlığındaki mevcut etkilenmenin cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağı şeklinde bilgi verilmesine karşılık, ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda görüş bildirilmediği anlaşıldığından, tam bir vicdani kanı oluşabilmesi için dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilerek anılan suç nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda görüş sorulup ek rapor aldırılarak sonucuna göre, cinsel saldırı suçundan kurulan hükümde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 102/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, mevcut raporlarla yetinilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/10185 Karar Numarası: 2016/2987 Karar Tarihi: 28.03.2016

Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük,
tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük,
tırnak gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması
Madde 76 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/3 md.)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bi müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.
(3) Çocuğun soy bağının araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.
(4) Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek alınmasından kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî temsilcisi karar verir.
Çocuk veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık ise bu konuda hâkim tarafından karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
(5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.