Şüphe belki de ceza muhakemesi hukukunun ya da ceza hukukunun varlık sebebidir. Bu makalede şüphe kavramı açıklanacak ve ceza hukuku ile ilişkisine yer verilecektir. Şüphe tanım olarak belli olmayan net olmayan kesin olmayan anlamındadır.
Şüphe kavramını açıklamadan önce MARSHALL filmindeki bir kesite yer verilecek sonrasında açıklamaya devam edilecektir. Filmde bir sanık bir kadına karşı nitelikli cinsel saldırı ile suçlanmaktadır.
Avukat FRİDMAN : Olayın yaşandığı gece kocanız evde değildi. Ancak o gece alkol almıştınız değil mi ? . Duş almak için odanıza gittiniz . Duştan çıkınca da sanığı gördünüz . Sanığı çekici buldunuz değil mi ? Onu yatağınıza davet ettiniz değil mi ? Polis arabayı durdurdu mu yine de bağırmadınız mı ?
Mağdur Bayan : Olayın yaşandığı gece kocam evde değildi. Dışarı çıkmıştım gittiğim yerde içki içtim ancak kaç kadeh içtiğimi hatırlamıyorum. Duştan çıkınca sanığı önce görmedim yalnız olduğumdan emindim ama sonra o oradaydı. Sanık bana saldırdı diyorum. Elinde bıçak vardı. Evden zorla çıkarıldım beni bağladı ve arabaya sürükledi. Polis arabayı durdurdu bağırmadın çünkü bıçağı vardı
YARGIÇ : Soruyu ve cevabı kayıttan çıkartın.
Avukat FRIDMAN : Yardım için bağırdınız mı ? Bıçak elinde miydi ? Pantolonunu Kemerini tek elle mi çıkardı ? Yatağınızın yanında telefon vardı kullanmaya çalıştınız mı ? . Kaçmaya bağırmaya çalıştınız mı ? Polis arabayı durdurduğu halde yine de bağırmadınız mı ? . Ağzınız bağlı olması nedeniyle ses çıkaramadınız .
Bu esnada Avukat FRIDMAN ağzında bez varken yüksek bir sesle bağırır.
Avukat MARSHALL : Bez dudaklarınızın arasındaydı değil mi ? Bağırabilirdiniz ancak yapmadınız . Önünüzde polis vardı ancak yardım çığlığı atmadınız. Bunun yerine sanık baraja sürdü arabayı diye ifade verdiniz .
Avukat FRIDMAN : Siyahi bir çocuğa hamile kalmaktan korktunuz direkt suya atladınız ve her şeyi bitirmek istediniz . Montunuzu çıkartabildiniz.
Sanık JOSEF : Karım var. Daha önce çalıştığım yerden hırsızlıkla suçlanıp kovuldum. Ancak mağdur bayan çalıştığım süre zarfında bana iyi davranıyordu. Olayın yaşandığı gece bayanın odasına para istemek için gittim ödeme yapmam lazımdı. Odasına gidince kapıyı tıklattım üzgündü bayan. Bana kal dedi . Parayı bana verecekti ancak vermedi . Beni yalnız bırakma dedi. Kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdik. Oturma odasında sonra içki içtik. Yara izlerinin nasıl olduğunu sordu. Cinsel ilişki esnasında bana karşı koymadı. Köpek sesi geldi ve birileri gelecek dedi panik yaptı sonra evden ayrıldık arabaya bindi arkada oturuyordu . Arkadan polis arabası geldi. Şoför olduğumu söyledim ve polisle konuştum. Sonra baraja gittik aniden arabayı durdur diye bağırdı ben ne yaptım diye bağırdı hamile kalamam dedi. Ben de sorun olmayacak çocuğun olmayacak dedi. Ve birden arabadan çıkmama izin ver herkese bana tecavüz ettiğini söyleyeceğim dedi . Onu içerde tutmak için uğraşırken beni tırmaladı ve sonra kendini köprüden aşağıya attı.
Avukat FRIDMAN : Josef söz konusu mağdur bayana tecavüz ettin mi ?
Sanık JOSEF: Hayır tecavüz etmedim. İnsanlar bana neden inansın bilmiyorum ancak söylediklerim gerçek.
EYALET SAVCISI : Doğruyu kim söylüyor ? . Kusursuz geçmişe sahip iyi bir kadın mı yoksa yoldan sapmış sürekli suç işleyen ahlaksız bir adam mı ? Bu dürüst mağdur kadın zenci hizmetçisi ile cinsel ilişkiye girip suya mı atladı ? Sanık Josef mağdur kadına tecavüz etti ve davanın tek tanığını öldürmek için onu köprüden aşağıya itti. Eğer onu özgür bırakırsanız her kadın tehlikede demektir. Eğer onu suçsuz bulursanız bir panteri serbest bırakmış olacaksınız. Teşekkür ederim . Tanrı sizi kutsasın.
YARGIÇ : Bay FRIDMAN ?
Avukat FIDMAN : Neden böyle bir kadın Josef ile ilgili biri ile rızasıyla cinsel ilişki yaşasın. Çünkü hikayesi trajik iyi bir aileden gelen saygın bir kadın . Tanrının kuzusu gibi hatasız. Yalnız kaldı kapı çaldı ve yakışıklı bir adam geldi alkolün etkisiyle mağdur kadın Josefi yatağa davet etti ve birileri görebilir endişesi ile panik oldu. Siyahi bir çocuğa hamile kalmaktan korktu baraja gittiler ve suya atladı suya girer girmez yüzücü olması nedeniyle boğulmadı ve aklına bu durumdan kurtulmak için bir hikaye geldi. O da Sanık Josefi suçlamak . Savcılık davayı şüphelerin ötesine taşımak zorunda. Gece boyunca çığlık yok şüpheli 4 ayrı telefonunda da arama yok şüpheli önündeki polise seslenmek yok şüpheli . Şüphe şüphe şüphe şüphe………… İŞTE TÜM BU NEDENLERLE SANIK JOSEFİ SUÇSUZ BULMALISINIZ.
YARGIÇ : Sanık JOSEFİN suçsuzluğuna karar verildi.
ŞÜPHE KAVRAMI :
Şüphe ceza muhakemesinde deyim yerinde ise ceza muhakemesinin varlık nedenidir. Ceza hukuku ile ilgili işleyişlerin temelinde neredeyse hepsinde başlangıç noktası şüphedir. Şüphe kelimesi ceza muhakemesi kanunun bir çok bölümde defalarca kez tekrarlanmıştır. Bir kimsenin yargılanmasının nedeni de suç işlediği şüphesidir. Şüphe bilinmeyen belli olmayan kesin net olmayan anlamına gelir. Ceza hukukunda şüphe bir kimsenin suç işlediği ispat etmez . Bilindiği gibi ceza yargılamasında suçluluğun ispatı iddia makamındadır. Sanık ise ya da müdafisi hiçbir koşul altında suçsuzluğu ispatı gibi bir külfet altında değildir. Ayrıca herkesin iddiasının ispatı ile mükellef olması zaten hukukun evrensel ilke ve esaslarından biridir. İddia edenin ispat külfeti bulunmaktadır bu da hukukun evrensel ilke ve esaslarının birisidir. Cezada sanığın suçsuzluğunu ispat külfeti altında bulunmayacağı gerçeği sadece cinsel suçlarda değil her suç bakımından geçerlidir.
Ceza muhakemesi hukukunda makul şüphe kuvvetli şüphe ve kesin şüphe bulunmaktadır. Şüphe insan zihninde bir olgunun net bir şekilde ortaya koyulamaması olarak da tanımlanabilir. Şüphe aynı zamanda şahısların ceza muhakemesindeki koruma tedbirlerine maruz kalmasının da bir sebebidir. Şüphe var oldukça kimsenin suçluluğuna karar verilmez suçlu olduğuna dair bir hüküm kurulamaz. Söz konusu şüphe türlerine göre kişiler hakkında arama el koyma gözaltı yakalama tutuklama iç dış beden muayenesi koruma tedbirlerine karar verilebilmektedir.
SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI GEREKTİRİR HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KESİN VE İNANDIRICI DELİL ELDE EDİLEMEDİĞİ GİBİ ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR EVRENSEL İLKESİ DE GÖZETİLMEK SURETİYLE BERAATİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİNİN DÜŞÜNÜLMEMESİ BOZMAYI GEREKTİRİRYARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/28151 Karar Numarası: 2015/20555 Karar Tarihi: 22.12.2015
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza yargılamasının en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir .YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2013/376 Karar Numarası: 2015/189 Karar Tarihi: 02.06.2015
Şuçlanan kimse suçumu itiraf ediyorum dese dahi maddi gerçek araştırılmalı ve söz konusu suç ikrarını destekleyen başka delillerin olup olmadığına bakılmalıdır. Bir kimsenin suç işlediği şeklindeki ikrarı onun ceza yargılamasında suçlu bulunabilmesi için yeterli değildir. Çünkü söz konusu sanık başka kimseleri suçtan kurtarmak için ilgili suçu üstlenebilir ve ceza yargılamasında bu ihtimal de ele alınmalıdır.
Müştekinin aşamalardaki beyanları, savunma ile dosya kapsamı nazara alındığında olay günü kullandığı araçla geldiği tekel büfesinin önüne gelen sanığın araç içerisinden müştekiye bakarken mastürbasyon yapmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği hususunda soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi, YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2014/4990 Karar Numarası: 2015/9933 Karar Tarihi: 28.10.2015
Ceza yargılamasında sanık geçmişte işlediği iddia olunan bir suç ile itham edilerek yargılanır. Söz konusu suç ile ilgili bütün deliller toplanmalı ve hakim tarafından serbestçe değerlendirilmelidir.
Delilleri takdir yetkisi
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
CMK madde 217 oldukça önemlidir. Kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere bir delilin ceza yargılamasında hükme etki edebilmesi için söz konusu delilin duruşmaya getirilmiş olması şarttır. Duruşmada tartışılmayan bir delilin hükme esas alınması mümkün değildir. Söz konusu delilin de hukuka uygun yol ve yöntemler ile elde edilmiş olması gerekmektedir. Söz konusu delillerin ortadaki şüpheyi yüzde yüz kaldırması gerekmektedir. Ceza yargısında şüphe ne kadar az olsa dahi ortada suçun işlediğine dair şüphe varsa sanığın mahkumiyetine değil beratine karar verilmesi mecburidir aksi halde karar hukuka aykırı olacaktır. Sanık da masumiyetini hiçbir zaman hiçbir şekilde ispat külfeti altında değildir. Hukukun evrensel ilke ve esaslarında biri olan kural gereği herkes iddiasını ispat ile mükelleftir.
Şüphenin ceza muhakemesinin başlangıç evresi olduğu CMK madde 160/1 de açıkca görülmektedir. Buna göre
Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar
vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Buradaki izlenim ifadesi şüphe olarak anlaşılabilir. Ayrıca söz konusu maddede ceza muhakemesi hukukunun amacı da belirtilmiştir. Maddeden de görüleceği üzere ceza yargılaması hukukunun amacı maddi gerçeği bulmaktır. Ancak unutulmamalıdır ki şüphenin boyutu ne kadar yüksek olursa olsun hiç kimsenin suçlu olduğunu göstermez. Suçluluğu ispat külfeti iddia makamındadır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine bir örnek vermek gerekirse : Bir odada suçlu olduğu bilinen 100 kişi arasında bir kişi varsa ve eğer söz konusu suçu işleyen kişinin suç işlediği ispat edilemiyorsa o halde odadaki 100 kişi dahil herkesin suçsuz bulunması gerekmektedir. Bu husus şüpheden sanık yararlanır ilkesinin mutlak bir gereğidir.

