Savcılık makamı ceza hukukunda soruşturma evresinin başı ne olacağına karar veren CMK madde 160 ve devamlarında yetkileri düzenlenmiştir. Savcılık makamı kolluk makamının amiridir ve emir ve talimat vererek kolluğa yön verir.
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. ( CMK md.160/2)
Gözaltı kararı CMK madde 91 de düzenlenmiş olup gözaltının şartları belirtilmiştir.
Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. (CMK md.91/2)
Bir kimse hakkında somut deliller ve gözaltı kararı olması şartı ile gözaltına alınabilir.
Gözaltına alma: Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını, (YAKALAMA, GÖZALTINA ALMA VE İFADE ALMA YÖNETMELİĞİ)
Yönetmelikten de anlaşılacağı üzere gözaltı işlemi için şüphelinin önce yakalanması şarttır.
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. ( CMK md.91/4)
Bir kimse gözaltına alındıktan ya da yakalandıktan sonra uygulamada genel olarak ifadesi alınmaktadır. İfade alma işlemi de kolluk tarafından yapılır. Hakim ya da savcılık tarafından yapılan şüphelinin dinlenmesi işlemine sorgu adı verilir. Bir suçla itham edilerek gözaltına alınan kişinin savunma hakkı kapsamında ifadesi alınır. Ancak şüpheli ya da sanık ifade vermek zorunda değildir susma hakkını kullanabilir.
İfade ve sorgunun tarzı
Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
Şüpheli gözaltına alındıktan sonra kolluk makamı savcılık ya da sulh ceza hakimliği ile muhattap olacaktır. Ancak soruşturmada karar verme ve diğer kurumlara yön verme yetkisi savcılık tarafından yerine getirdiği için suç ithamı ile suçlanan şüphelinin savcılık tarafından sorgulanması gerekir.
CMK'nun 161 ve 164. maddeleri gereğince Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluğun soruşturma işlemlerini yerine getirmesi ve bu kapsamda alınması gereken ifadeleri de alması mümkündür. Ancak Cumhuriyet savcısının CMK'nun 168. maddesi uyarınca alınan ifadelerde şüpheli, mağdur, müşteki, tanık ya da bilirkişinin beyanlarının tespit edilmesi sırasında hazır bulunması, soruşturma safhasının asıl süjesi olarak ilgiliye soruşturma konusu olayla ilgili sorular sorması ve maddi gerçeğe ulaşma çabası içinde olması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile de doğrudan bağlantılıdır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık Cumhuriyet savcısının soruşturmayı yürütmekle görevli olduğu dosyalarda bir kısım şüpheli ya da şikâyetçi ifadelerini zabıt katiplerine aldırmak şeklinde gerçekleşen eylemiyle, görevinin gereklerine aykırı bir davranışta bulunduğu ortadadır. Soruşturma dosyalarında ifadelerin CMK gereğince soruşturmayı yürütmek ve sonuçlandırmakla görevlendirilmiş, kamu adına iddianamenin düzenlenmesi ya da kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesinde yetki ve sorumluluğu bulunan Cumhuriyet savcısı yerine, ifade almakla sorumlu ve görevli olmayan ve ifadeler alınırken kanunilik ilkesini bilmek durumunda olmayan sadece katiplik görevini yürüten ve tutanağı yazmakla sorumlu olan kişiler tarafından alınmasının soruşturmanın etkin ve adaletli bir şekilde ve ciddiyet içinde yapılmadığı şüphesini oluşturduğu, dolayısıyla Anayasanın 36. maddesi ile koruma altına alınmış olan adil yargılanma hakkının gerçekleşmediği kaygısına sebebiyet verilerek mağduriyete neden olduğu anlaşıldığından, sanığın eylemi 5237 sayılı TCK'nun 257/1. maddesinde düzenlenmiş olan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2013/521 Karar Numarası: 2014/54 Karar Tarihi: 11.02.2014
Savcılık makamı şüpheliyi dinlerken şüphelinin yanında itham edilen suçun mahiyetine göre müdafi bulundurulur.
Somut olayda; şüpheli ... hakkında hakaret ithamı ile yürütülen soruşturma içerisinde kolluk tarafından düzenlenen fezlekede şüpheliye ulaşılamaması nedeni ile ifadesinin alınamadığının belirtildiği, soruşturma savcısının kolluktan tekrar şüphelinin ifadesinin alınmasını istediği, kolluk tarafından savcı emrine istinaden düzenlenen tutanakta şüphelinin adresinin tespiti yapılarak bu adresin yetki alanı dışarısında olması nedeni ile ifadesinin tekrar alınamadığının belirtildiği, kolluk tarafından tespit edilen adres itibariyle şüphelinin ifadesinin alınması amacıyla ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat yazıldığı, talimat cevabında; belirtilen adreste şüphelinin babasının ikamet ettiği, şüpheliye iki aydır ulaşılamadığı ve nerede olduğunun da bilinmediği bilgilerini içerir kolluk tutanağı ile cevap verildiği, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğince, şüpheli hakkında 20/02/2018 tarihinde, ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği, soruşturma savcısının yakalama kararının infazını yaklaşık iki aylık makul sayılabilecek bir süre bekledikten sonra soruşturmanın akamete uğramaması amacı ile iddianame tanzim ederek uyuşmazlığın yargı makamı önüne taşındığı, Mahkemenin ise düzenlenen iddianamenin uzlaştırma müessesesinin uygulanmaması ve şüphelinin ifadesinin alınmaması açısından iadesine karar verdiği, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianamenin iadesine ilişkin karara süresi içerisinde itiraz ettiği, vaki itirazın bu itirazı incelemekle yetkili ve görevli Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği, Yukarıda yapılan açıklama ışığında; Cumhuriyet savcısının soruşturma dosyası içerisinde şüpheli ifadesinin temini için gerekli araştırma ve soruşturma faaliyetlerine başvurmasına rağmen şüpheli ifadesinin temin edilemediği, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda yakalama kararı aldığı ve bu kararın infazının da makul bir süre beklendiği buna rağmen şüphelinin yakalanamadığından dolayı ifadesinin alınamadığı, bu nedenle sonucu olarak da uzlaştırma işlemlerinin de yapılamadığı, bu nedenle iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın red kararının hukuka uygun olmadığı görülerek tebliğnamedeki talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2018/6736 Karar Numarası: 2019/1186 Karar Tarihi: 14.01.2019
Somut olayda; şüpheli ... hakkında tehdit suçunu işlediği iddiası ile yürütülen soruşturma içerisinde kolluk tarafından düzenlenen fezlekede şüpheliye ulaşılamaması nedeni ile ifadesinin alınamadığının belirtildiği, 20/07/2018 tarihli kolluk araştırma tutanağında "şüphelinin en son 14/03/2015 tarihinde Türkiye'den çıkış yaptığı ve bir daha dönmediğinin tespit edildiğinin" belirtildiği, bu hususun Hudut Kapıları Büro Amirliği'nin 26/03/2019 tarihli cevabi yazısının ekinde bulunan "Yurda Giriş Kaydı" tablosu ile de doğrulandığı, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğince, şüpheli hakkında 19/03/2020 tarihinde, ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği, soruşturma savcısının yakalama kararının infazını makul sayılabilecek üç aydan fazla bir süre bekledikten sonra soruşturmanın akamete uğramaması amacı ile iddianame tanzim ederek uyuşmazlığı yargı makamı önüne taşıdığı, Mahkemenin ise "yakalamanın infaz edilmeksizin 30/06/2020 tarihinde resen kaldırılıp iddianame üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, şüphelinin hiç savunması alınmadan iddiananeminin tanzim edildiği, şüphelinin açık adres ve kimlik bilgileri bilindiği halde etkin soruşturma yapılıp gerekirse hakkında yakalama emri düzenlenerek savunmasının alınması yoluna gidilmesi gerekmekte olduğu" gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verdiği, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianamenin iadesine ilişkin karara süresi içerisinde itiraz edildiği, vaki itirazın bu itirazı incelemekle yetkili ve görevli Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği, Yukarıda yapılan açıklama ışığında; Cumhuriyet savcısının soruşturma dosyası içerisinde şüpheli ifadesinin temini için gerekli araştırma ve soruşturma faaliyetlerine başvurmasına rağmen şüpheli ifadesinin temin edilemediği, Sulh Ceza Hakimliğinden şüpheli hakkında yakalama kararı aldığı ve yakalama kararının infazının da makul bir süre beklendiği, buna rağmen şüphelinin yakalanamadığından dolayı ifadesinin alınamadığı ve uzlaştırma işlemlerinin de yapılamadığı, açıklanan nedenlerle, iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın reddine dair kararın hukuka uygun olmadığı görülerek tebliğnamedeki talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2020/30492 Karar Numarası: 2021/5951 Karar Tarihi: 24.02.2021
Yukarıdaki yargıtay 18. ceza dairesinin kararından da görüleceği üzere savcılık makamı şüphelinin ifadesini alabilmek amacıyla sulh ceza hakimliğinden yakalama kararı talep etmiş söz konusu yakalama kararına rağmen şüpheli yakalanamamış ve bunun neticesinde de ifadesi de alınamamıştır , yeterli şüphe olduğunu görev savcılık makamı da şüphelinin ifadesi alınmamasına rağmen iddianame düzenlenmiş ve kamu davası açılmış ve bu hukuki işlemlerin hukuka uygun olduğu kanaatine Yargıtay 18. ceza dairesi tarafından varılmıştır. Savcılık makamının şüpheliyi dinlemesi ile bir bakıma iddia makamı ve savunma makamı karşı karşıyadır. Ancak kamu davası açıldıktan sonra savcılık makamının yetkisi soruşturma evresine kıyasla daha sınırlıdır. Savcılık makamı şüpheliyi dinledikten sonra ya serbest bırakacak ya adli kontrol talepi ile sulh ceza hakimliğine sevk edecek ya da tutuklama koruma tedbiri talebi ile sulh ceza hakimliğine sevk edecektir. Sevk sonunda da şüpheli ya tutuklanacak ya da adli kontrolle serbest bırakılacak ya da adli kontrol hükümleri uygulanmadan serbest bırakılacaktır.


