MÜDAFİ

Ceza yargılamasında şüpheli ya da sanığın avukatına müdafi denmektedir. Müdafi bir başka söylem ile şüpheli ya da sanığın avukatının asıl görevi ceza yargılamasında müvekkilinin haklarını savunmaktır.

Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı, ( CMK md.2-c)

Ceza muhakemesi kanununda müdafi madde 149 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Müdafi şüpheli ya da sanığa ceza hukuku anlamında hukuki destek vermektedir.

CMK madde 149/3’e göre

Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma
hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.

CMK madde 149/3 direkt adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ile ilgilidir. Suç ile itham edilen herkesin avukat yardımından yararlanmak savunma hakkının bir gereğidir. Avukatın müvekkil ile sağlıklı bir görüşme yapmadan savunma hakkının hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca müdafi cmk madde 153/1 gereği dosya içeriğini görebilir inceleyebilir. Kanunda soruşturma ve kovuşturma evresinin her aşamasında denmesi nedeniyle müdafi ceza hükmünün Yargıtay tarafından onanmasına kadar müvekkili yardımcı olmak durumundadır.

CMK madde 153’e göre

(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin
örneklerini harçsız olarak alabilir.
(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.

Müdafi ceza yargılamasının avukat olması nedeniyle yargının 3 saç ayağından biridir. Savcılık makamı iddiasını ileri sürer müdafi savunma yapar hakim de karar verir. Ancak ceza yargılamasının esas sujesinin sanık olduğu unutulmamalıdır. Müdafi ya şüpheli ya da sanık istediği zaman ya da Ceza muhakemesi kanunundaki zorunlu müdafilik halleri mevcut olunca var olur.

Savunma hakkı, Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınmış ve herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Sanık bu hakkını bizzat kullanabileceği gibi müdafisi aracılığı ile de kullanabilir. Bu açıdan, savunma hakkı “meşru bir yol”, müdafi de savunma hakkının kullanılması bakımından “meşru bir araçtır.” (Nur Centel, Ceza Muhakemesi Hukukunda Müdafi, Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul, 1984, s. 13)YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2018/296 Karar Numarası: 2019/269 Karar Tarihi: 02.04.2019

Hukuk devleti, kişilere hukuki güven sağlayan, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı devlettir. Hak ve özgürlükler kullanılınca, yani yaşama geçince, anlam ve değer kazanırlar. Bu bağlamda savunma hakkı da şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek olan toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla bütün toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti de ilgilendirmektedir. Ceza muhakemesinin amacı, yargılama neticesi verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan hükmün doğru olmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, yargı mercileri huzurunda kendisini savunma, müdafi yardımından yararlanma, susma, soru sorma, aleyhine olan işleme katılmama, tercümandan yararlanma, delillerin toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma, kanun yoluna başvurma gibi hakları içermektedir. (YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2017/488 Karar Numarası: 2019/570 Karar Tarihi: 01.10.2019)

Bu yargıtay ceza genel kurulunun kararından da müdafinin önemi anlaşılmalıdır. Suç ithamı altındaki herkes yargılama aşamasında çoğunlukla müdafi ile temsil edilir ve bazen söz konusu müdafi ataması da bizzat devlet tarafından icra edilmektedir. Sanık ve müdafi CMK madde 201 uyarınca duruşmadaki kişilere usulüne uygun bir şekilde soru sorabilir. Ceza yargılamasında hangi suç ile itham edilirse edilsin herkesin müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır söz konusu haktan mahrum bırakılmak savunma hakkının ihlali sonucunu doğurur.

Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek; ( AİHS MD. 5 )

Müdafi ceza yargılamasında sanığın mahkemede haklarını savunurken vekil de sanığın ceza alması için görev üstlenir. Müdafi mahkeme aşamasında da sanığa kanundan doğan haklarını hatırlatarak da yardım edebilir. ( CMK MD.147 ) . Sanığın ceza yargılamasında duruşma devam ettiği esnada dahi müdafi sanığa yardım edebilir. Burada müdafinin sorguya müdahale ettiği gerekçesi ile savunma hakkına müdahale edilmemelidir. Kovuşturma evresinde terör suçları hariç müdafi sayısında herhangi bir sınır yoktur.

Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde
işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir. ( CMK md.149/2)

Müdafiden yararlanma hakkı soruşturma evresinin bir başka anlatım ile suç şüphesinin savcılık makamı tarafından öğrenilmesinden itibaren başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Bu bağlanma şüpheli hakkında yakalama gözaltı ifade alma gibi durumlarda da müdafi hazır bulunabilir. Bu husus da Adil yargılanma hakkı ile ilgilidir.

Anılan hakkın ilke olarak şüphelinin kolluk tarafından ilk kez sorgulanmasından itibaren sağlanması gerekir. Şüpheliye kolluk tarafından ilk kez sorgulanmasından itibaren avukata erişim hakkı sağlanması, kendisini suçlamama ve susma hakları yanında genel olarak da adil yargılanma hakkının etkili bir koruma işlevine sahip olması bakımından gereklidir. Çünkü bu aşamada elde edilen deliller, yargılama sırasında söz konusu suçun hangi çerçevede ele alınacağını belirlemektedir. Özellikle delillerin toplanması ve kullanılması aşamasında cezai yargılamaya ilişkin mevzuat giderek daha karmaşık hâle geldiğinden şüpheliler, ceza yargılamasının bu evresinde kendilerini savunmasız bir durumda bulabilir. Belirtilen savunmasızlık hâli, ancak bir müdafinin hukuki yardımıyla gereği gibi telafi edilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1138, 27/10/2015, §§ 118, 135; Sami Özbil, B. No: 2012/543, 15/10/2014, § 64). (ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU Başvuru Numarası: 2015/12755)

Müdafinin şüpheli ya da sanık ile görüşmesi önemlidir. Ceza yargısının öznesi suç şüphesi altındaki kişi olduğu için söz konusu müdafi de bu beyanlardan yola çıkarak bir savunma mekanizması geliştirecektir. Ayrıca şüpheli müdafisinin katılımı olmaksızın dilerse ifade vermek ya da tutanaklara imza atmak zorunda değildir. Uygulamada da şüphelinin CMK madde 147’de yer alan hakları müdafi tarafından izah edilmektedir.

CMK madde 147/1-c

b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek
durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri
sürmek olanağı tanınır.

CMK madde 147 den de anlaşılacağı üzere zorunlu müdafilik durumu olsun ya da olmasın şüpheliye müdafi yardımından yararlanıp yararlanmak isteyip istemediği sorulmak zorunludur. Müdafi istendiği takdirde müdafi eşliğinde ifade alınacaktır. Müdafi olmadan şüphelinin ifadesinin alınması her ne şekilde olursa olsun savunma hakkını ihlal eder. Çünkü şüpheli müdafi ile görüşmeden ifadesi alma aşamasında ne söyleyeceğini bilmeden ifade vermiştir ve bu nedenle de verdiği ifade şüpheliyi cezai sorumluluk ile karşı karşıya bırakabilir.

Hukuka kesin aykırılık hâlleri (CMKmd. 289)
Madde 289/1- h Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.

Söz konusu bu hüküm ceza yargılamasında verilen hükmün bozulması nedenidir. Mahkeme kararı ile sınırlama demek zorunlu olduğu halde müdafi tayin edilmemesi , sanığa zorla ısrarla bir şeyin açıklatılmaya çalışılarak susma ve savunma hakkına riayet edilmemesi , zorunlu müdafi halleri olduğu halde müdafi yokluğunda duruşma yapılması şeklindeki hallerdir. Kaanatimizce sanık her nasıl kolluk aşamasında avukatı olmadan konuşmayacağını beyan edebiliyorsa suç ithamı altında olduğu ceza mahkemesinde de avukatının yardımı olmadan ifade vermekten çekinebilir ancak bu çekinme sanığın susma hakkını kullandığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Yoksa sanığın adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş olur. Ayrıca dosya ve delilleri bilmeyen sanığın avukat yardımı olmadan mahkemede sorgusunun yapılması da hukuki değildir. Ayrıca sanığın sorgusu yapılmadan hakkında mahkumiyet kararı verilemeyeceğini de belirtmek gerekir. Sanığa sorgusu esnasında usulüne uygun bir şekilde her soru sorulabilir çünkü ceza yargılamasının amacı maddi gerçeği araştırmaktır. Müdafinin sorulan sorulara sanık yerine cevap vermesi mümkün değildir aksi halde bu durum sanık ve müdafinin aynı kişi olduğunu birbirinden farkları olmadığı sonucunu doğurur. Ancak kovuşturma aşamasında bile müdafi müvekkiline haklarını hatırlatabilir. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz. ( CMK md.149/3) Buradan dan anlaşılacağı üzere sorgu esnasında ya da katılan ya da tanık dinlenirken bile müdafi müvekkili ile görüşebilir. Bu durum avukatın ya da sanığın duruşma düzenini bozduğu anlamına gelmeyip adil yargılanma hakkının bir gereğidir.

CMK madde 203 uyarınca duruşma düzeni hakim ya da mahkeme başkanı tarafından sağlanır müdafinin savunma hakkı ile ilgili bir sınırlama olduğu zaman savunma hakkının gereği gibi kullanılmasının sağlamak hakim ya da mahkeme başkanının görevidir. Savunma yapılırken müdafinin yaptığı savunmanın süresinin bir sınırı olduğuna dair bir hüküm de herhangi bir ceza kanununda yer almamaktadır. Bu durumdan da anlaşılacağa üzere hukuka uygun bir savunma yapan müdafi ya da vekilin beyanları sonuna kadar alınmalı ve dinlenmelidir. Yoksa adil yargılanma hakkı ve savunma hakkının ihlal edileceği aşikardır. Bazen müdafi olayın ve savunmanın önemine binahen aynı konuları defalarca kez tekrar da edebilir. Her ne kadar CMK madde 221 de müdafi ya da vekilin beyanlarının duruşma tutanağına yazılmasını gerektirecek bir hüküm yazmasa da bu hüküm kanuna eklenmelidir.

CMK MADDE 221

Duruşma tutanağının içeriği
Madde 221 – (1) Duruşma tutanağında;
a) Oturumlara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı,
b) Duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar,
c) Sanık açıklamaları,
d) Tanık ifadeleri,
e) Bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları,
f) Okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar,
g) İstemler, reddi halinde gerekçesi,
h) Verilen kararlar,
i) Hüküm,
yer alır.

İlginç bir şekilde avukatların beyanlarının duruşma tutanağında yer alması gerektiğine dair bir hüküm CMK madde 221 de yer alan duruşma tutanağının içeriği kısmına alınmamıştır. Kanatimizce avukatın beyanları da duruşma tutanağında yer almalıdır. CMK md.221/1-b hükmü incelendiğinde avukatın beyanlarının tutanakta yazması gerektiği buradan anlaşılabilir. Çünkü söz konusu hüküm “….yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar,” şeklinde ifade edilmektedir. Burada savunma hakkı da kastedildiğinden müdafi ya da vekil beyanları da duruşma tutanağında yer almalıdır.