HASTALIĞIN TUTUKLULUK VE İNFAZA ETKİSİ

Bu makalede hastalık halinin tutuklu ve hükümlülere infaz aşamasında etkisi ele alınacaktır.

Mahkemece infazın ertelenmesi veya durdurulması
Madde 17/A- (Ek:17/10/2019-7188/32 md.)
(1) Birlikte işlenmiş olup da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 306 ncı maddesinin uygulanma olanağının bulunduğu hâllerde, hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesi istenebilir. Karar, duruşma açılmaksızın verilir ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Erteleme veya durdurma talebinin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir (5275 madde 17/A)

Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi
Madde 17 – (Değişik: 24/1/2013-6411/4 md.)
(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir.
(2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir.
(3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.
(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu
kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya
hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.
(5) Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.
(6) Bu madde hükümleri;
a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar,
hakkında uygulanmaz.

 Başvurucu 18/6/2021 tarihli dilekçesiyle infazının ertelenmesini talep etmiştir. Bu talebinin temel dayanakları kanser hastası olması ve bakiye kalan ceza miktarının fazla olmamasıdır. Başvurucu, dilekçesine 23/5/2019 tarihli Sağlık Kurulu Raporu’nu eklemiştir. Raporda; başvurucunun renal kitle tanısıyla hastanenin mahkûm koğuşuna yatırıldığı, yapılması planlanan radikal nefrektomi operasyonu nedeniyle operasyon sonrası klinikte yoğun ve yakın bakım ihtiyacı oluşacağı, hastanenin mahkûm koğuşunun kliniğe uzak olduğu belirtilmiştir. Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun infaz erteleme talebini 22/6/2021 tarihinde reddetmiş; kararda, başvurucunun talebinin 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 17. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığını belirtmiştir. Başvurucu, karara karşı 28/6/2021 tarihinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurmuştur. Ağrı İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyetini 2/7/2021 tarihinde reddetmiş; kararda başvurucunun talebinin 5275 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığını ifade etmiştir. Başvurucu, bu karara da 12/7/2021 tarihinde itiraz etmiş ve itirazı Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/8/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Söz konusu kararın gerekçesi incelendiğinde başvurucunun terör suçu olarak nitelendirilen bir suç kapsamında mahkûmiyetine karar verildiği için hastalık sebebine dayanılarak cezanın infazının ertelenmesine karar verilemeyeceğine kanaat getirildiği anlaşılmıştır.Başvurucu, kanser hastası olmasına rağmen infaz erteleme talebinin reddine karar verildiği için kötü muamele yasağının ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ihlal iddialarının incelenmesi sırasında ilgili mevzuat hükümleri ve içtihatlar ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir. Tutuklu veya hükümlü olan başvurucuların sağlık durumlarının tahliyeyi veya mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesini veya durdurulmasını gerektirdiğine, tutuldukları süre boyunca kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinin yeterli olmadığına ya da ceza infaz kurumlarının koşullarının sağlık durumlarına uygun olmadığına yönelik şikâyetlerinin incelenmesi sırasında yararlanılan genel ilkeler pek çok kararda belirtilmiştir (birçok karar arasından bkz. Ergin Aktaş [1. B.], B. No: 2014/14810, 21/9/2016, §§ 68-80; Hayati Kaytan [2. B.], B. No: 2014/19527, 16/11/2016, §§ 36-45). Anayasa’nın 17. veya başka bir maddesi, herhangi bir hastalıktan muzdarip kişilere tutuklanmayacakları yönünde mutlak bir güvence bahşetmez. Bununla birlikte tutukluların rahatsızlıklarından kaynaklanan acılarının yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma yönünden bir risk doğması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlali söz konusu olabilir (Fatih Hilmioğlu [2. B.], B. No: 2014/648, 18/9/2014, § 66; Yusuf Özmen [1. B.], B. No: 2019/13637, 30/6/2021, § 110). Bu bakımdan ihlal iddiasıyla ilgili olarak bir sonuca varılabilmesi için başvurucu hakkında tanzim edilen tıbbi raporlar dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Başvurucu öncelikle sağlık durumu ve engellilik hâli nedeniyle cezasının infazının ertelenmemesinin yaşamını tehlikeye soktuğunu iddia etmiştir. Başvurucunun dayanak gösterdiği 23/5/2019 tarihli Sağlık Kurulu Raporu’nda sadece başvurucunun tıbbi operasyon sonrasında yoğun bakıma ihtiyaç duyacağı ve operasyonun yapılacağı hastane ile mahkûm koğuşu arasındaki mesafenin fazla olduğu belirtilmiş ve başkaca bir belirlemede bulunulmamıştır. Bu durumda başvurucunun iddialarını teyit eden bir tıbbi veri başvuru dosyasında mevcut değildir. Bu nedenle söz konusu iddia açıkça dayanaktan yoksundur. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. (Başvuru Numarası: 2021/36319) Karar Tarihi: 25/6/2025

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan … İnfaz Hâkimliğinin 28/12/2021 tarihli ve 2021/10857 değişik iş sayılı içtima kararı ile 7 yıl 16 ay hapis cezasına hükümlü …’nun, hakkındaki cezasının sağlık sebebi ile infazının ertelenmesi talebinin reddine dair … Cumhuriyet Başsavcılığının 29/11/2021 tarihli ve 2021/166 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin … İnfaz Hâkimliğinin 24/12/2021 tarihli ve 2021/10385 Esas, 2021/10739 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2022 tarihli ve 2022/11 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2022 tarih 2022/11 değişik iş sayılı kararı ile ” …29/11/2021 tarihli infazın ertelenmesi talebinin reddi kararına dayanak raporun … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin sağlık kurulunca tanzim edilen 02/11/2021 tarihli rapor olduğu, dosya kapsamında herhangi bir adli tıp kurumu raporu yada adli tıp kurumunca onaylanan raporun bulunmadığı anlaşılmakla, Usulüne uygun rapor tanzimi sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, bu hali ile usul ve yasaya uygun görülmeyen … İnfaz Hakimliğinin kararına ilişkin hükümlü vekilinin itirazının kabulü ile … İnfaz Hakimliğinin 24/12/2021 tarih, 2021/10385 Esas ve 2021/10739 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA” şeklinde karar verilmiş ise de; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “hapis cezasının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16. maddesinde ”Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesine esas olan raporların Adli Tıp Kurumunca doğrudan verilebileceği gibi Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen ve infazın hastalık nedeniyle ertelenmesi gerektiğine ilişkin raporların Adli Tıp Kurumunca onaylanmasıyla infazın hastalık nedeniyle ertelenebileceği hususunun açıkça düzenlendiği, ancak tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca verilen infazın hastalık yada malullük nedeniyle ertelenmesine gerek bulunmadığına dair raporların ise Adli Tıp Kurumu onayından geçtikten sonra hukuki sonuç doğuracağına dair anılan kanun metninde bir düzenleme yer almadığı, dolayısıyla hastalık ve malullük nedeniyle infazın geri bırakılmasına gerek bulunmadığına dair hastane sağlık kurulu raporunun Adli Tıp Kurumu onayına sunulmasının gerekli olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09/06/2022 gün ve 94660652-105-55-4447-2022-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü; TÜRK MİLLETİ ADIN Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre açıklanan sebeple yerinde görüldüğünden, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2022 tarihli ve 2022/11 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09/09/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2022/8138 Karar Numarası: 2022/6704 Karar Tarihi: 09.09.2022

Hastalık durumu ile ilgili infaz kanunun ilgili maddelerine bakıldığı zaman :

Hastalık nedeniyle nakil
Madde 57- (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı
olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla
belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.

Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri
Madde 71- (1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.
(2) (Ek: 28/3/2023-7445/24 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanların tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılması zorunludur. Bu suçtan hükümlü olanlar için tedavi ve rehabilitasyon programlarının uygulanacağı müstakil ceza infaz kurumları açılabileceği gibi mevcut ceza infaz kurumlarının bir bölümü de bu amaç için düzenlenebilir. Tedavi ve rehabilitasyon birimleri ile programlarının asgari standartları Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca belirlenir. Tedavi ve rehabilitasyon programlarının başarılı olabilmesi amacıyla hükümlünün izin, ziyaret ve görüşme hakları uzman görüşü doğrultusunda geçici olarak kısıtlanabilir. Başka bir suçtan hükümlü olup uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı olduğu tespit edilen hükümlüler hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.

Hastalık nedeniyle nakil
Madde 57- (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla
belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir

Hastaneye sevk
Madde 80- (1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.

Madde 25 -ı) Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbî tetkik ve zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkün olmadığı takdirde tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkûm koğuşlarında uygulanır.

Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi
Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,
mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık
kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir
. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı
yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili
Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları
nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için
düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum
güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde
hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarındahayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Mahkûmun durumu, Cumhuriyet başsavcılığınca birer yıllık dönemlere göre 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre hükümlünün iyileştiğinin tespit edilmesi halinde infaz hâkimi, cezanın konutta çektirilmesine dair kararı kaldırır. Mahkûm, denetimli serbestlik müdürlüğü ve bulunduğu yer kolluk makamlarınca izlenir. Toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazların kullanılması suretiyle takibi zorunludur. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde cezanın konutunda çektirilmesine dair kararinfaz hâkimliğince kaldırılır.
Madde 110- /3 (Değişik:14/4/2020-7242/50 md.)

Hükümlünün, 2 yıl 6 ay hapis cezasının infazı amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25.07.2023 tarihli ve 2023/7-45947 sayılı müddetnameye göre, hükümlünün 11.07.2023 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı ve 28.07.2023 tarihinde 5275 sayılı Kanun’un Geçici 9 uncu maddesi gereğince Covid-19 iznine çıkartıldığı, şartla tahliye tarihi 07.05.2025 olan hükümlü hakkında izinde bulunduğu sırada İnfaz Hakimliğinin 28.07.2023 tarihli ve 2023/7532 Esas, 2023/7534 Karar sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uyarınca kalan cezasının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik uygulanarak infazına karar verildiği anlaşılmaktadır. Hükümlünün Covid 19 iznine ayrıldığı sırada Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve hükümlüye bir sureti verilen 2023/1093 sayılı izin belgesine göre, 28.07.2023 tarihinde saat 17.00 de izne ayrıldığı, 15.08.2023 tarihinde saat 17.00 de izinden dönmesi gerektiğinin kendisine tebliğ edildiği görülmektedir. İzin belgesine göre, izin bitim tarihini bilen ancak izine ayrıldığı gün İnfaz Hakimliğince şartla tahliye tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesine karar verilen hükümlünün, izin bitim tarihinde infaz işlemlerinin devam ettiği infaz kurumuna dönme zorunluluğu olduğu ve dönmediği kabul edilerek hakkında verilen denetimli serbestlik kararının kaldırılarak açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilmiş ise de, hükümlü müdafiinin itiraz dilekçesinde, hükümlünün 14.08.2023 tarihinden 21.08.2023 tarihine kadar hastalığı nedeniyle almış olduğu sağlık raporu olduğunun ileri sürülüp, raporun alınma tarihi ile protokol numarasının verilmesi, ayrıca hükümlünün babasının Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne giderek bu durumu görevli memura bildirdiğini, görevli memurun gelmesine gerek yok diye yönlendirmesi doğrultusunda hareket ettiklerini ileri sürmesi karşısında, raporun getirtilerek incelenmesi, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne iddia edilen tarihlerde ve rapor süresinin bitim tarihinden sonra hükümlü yada babası tarafından yapılan herhangi bir müracaat olup olmadığının, başvuru nedeniyle hükümlünün durumunun belirlenmesi ile ilgili sorgulama yapıldığına ilişkin kayıt olup olmadığının araştırılması suretiyle hükümlünün yasal süresi içerisinde müracaat etmemesinin gerekçesi olarak ileri sürülen mazeretlerinin doğru olup olmadığı tespit edildikten sonra, doğru ise yasal, geçerli ve kabul edilebilir nitelikte olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme sonucu verilen karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan farklı gerekçeyle yerinde görülmüştür. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2025/939 Karar Numarası: 2025/4682 Karar Tarihi: 13.06.2025

Denetimli serbestlik belirli şartları taşıyan hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek ve bu suretle yeniden suç işlenme olasılığını azaltmak amacıyla koşullu salıverilme tarihinden belirli bir süre önce ceza infaz kurumundan salıverilmelerini ve koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlülere, kişiye göre belirlenmiş denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını öngören bir hukuki kurumdur
(benzer yönde bkz. AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013; E.2014/14, K.2014/77, 9/4/2014; E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 13; E.2020/44, K.2020/41, 17/7/2020, § 27).
  • Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından tehlike arz eden acil bir duruma, ağır veya uzun süreli bir acı çekmesine sebebiyet verilmiş olması, belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres, huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak ciddiyette olması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir (Hayati Kaytan, § 44).Yaşamını tek başına idame ettiremeyen veya mevcut hastalığı nedeniyle yalnız kalması yaşamı yönünden risk oluşturan kişinin durumunun tutulduğu koşullarla uyumsuz hâle gelmesi de o kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmez. Bununla birlikte kişinin özel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel ve psikolojik) sonuçların insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşmaması için birtakım tedbirler alınması gerekir (Hayati Kaytan, § 45).Kaldı ki Anayasa’nın tutuklu bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir genel zorunluluk getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde bu durumun Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceğini, diğer bir ifadeyle kötü muamele oluşturabileceğini belirtmek gerekir (Fatih Hilmioğlu, § 66). Ayrıca bir mahpusun yaşamını tek başına idame ettirememesi veya hastalığı nedeniyle yalnız kalmasının günlük yaşam pratiği açısından güçlük oluşturması mutlak surette ceza infaz kurumundan çıkarılmasını gerektirmez.Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir genel zorunluluk bulunmadığı, hasta bir kişinin ceza infaz kurumunda tutulmasının ancak ceza infaz kurumu koşulları veya uygulanan tedbirlerin kişiyi olağanın üzerinde sıkıntıya sokacak nitelikte olması hâlinde kötü muamele olarak nitelendirilebileceği ve bu kapsamda somut bir delil olmadığı dikkate alındığında başvurucunun (10/3/2018 ile denetimli serbestlik uyarınca tahliye edildiği 6/5/2021 tarihleri arasında)ceza infaz kurumunda tutulmasının tek başına kötü muamele olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.(Başvuru Numarası: 2019/34112)
  • Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. ( CMK MD.109/4)

Kesinleşmiş hapis cezası olan bir kimsenin cezasının infazı zorunludur. Hastalık nedeni ise cezanın infazında bir erteleme nedenidir . İnfaz kanunu madde 16/2 uyarınca söz konusu hastalıkların infazı ayrı yerlerde infaz olunur. Eğer hastalık hali hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike arz ediyorsa söz konusu cezanın infazı hükümlü iyileşene kadar geri bırakılır.

İnfazın koşulu
Madde 4- (1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.

Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi
Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır. 
Dosya kapsamına göre, Ankara 2 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yağma suçundan hükümlü olarak bulunan K.. Ç..'ın 01/11/2011 tarihinde B4 koğuşunda intihara teşebbüsü eyleminin ardından disiplin soruşturmasının selameti açısından 5275 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca tekli koğuşa alındığı, 03/11/2011 tarihinde duş aparatına çarşaf bağlayarak kendini asmış halde bulunduğu, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak öldüğü, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 29/12/2011 tarihli raporuna göre ölümün asıya bağlı mekanik asfiksi sonucu gerçekleştiğinin tesbit edildiği; Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi kayıtlarına göre 18/08/2009 ile 21/08/2009 tarihleri arasında şizofreni tanısı ile tedavi gördüğü, CİK sosyal çalışmacılarının 30/11/2010 tarihinde şahsın kendisine zarar verme eğiliminde olduğundan sağlık kuruluşunda tedavi edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdikleri, tekli koğuşa alındığı sırada lavabo camını kırıp kollarını keserek kendisine zarar vermesi sonrasında tutulan 18/03/2011 tarihli tutanakta hükümlünün psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle tekli koğuşlarda kalamayacağının belirlenmesi; katılan, soruşturma evresinde dinlenen tanıklar ve sanıkların ifadelerinden kendisine zarar verme eğiliminde olduğunun anlaşılması karşısında; sanıkların hükümlünün kendisine zarar verme eğiliminde olduğunu bilmelerine rağmen gerekli güvenlik önlemlerini almadan, tek başına kendisine zarar verebilecek eşyalardan arındırılmadan tekli koğuşa almak suretiyle mevzuattaki emredici hükümlerin gereğini yerine getirmekte ihmal ve gecikme gösterdikleri ve bu şekilde K.. Ç..'ın duş aparatına kendisini asarak intihar etmesine neden olunduğu anlaşılmakla, yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde sanıkların beraatlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2013/16375 Karar Numarası: 2016/829 Karar Tarihi: 25.01.2016