Haksız Tahrik TCK madde 29’da düzenlenmiş olup şu şekildedir :
Haksız tahrik
Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
TCK ilgili maddeden de görüleceği üzere haksız tahrik cezada bir indirim sebebidir ve bu indirim takdiri değil zorunludur şartları oluştuğunda hakim tarafından ceza indiriminin yapılması zorunludur. Hakız tahrik için kusurluluğu etkileyen hal de denilebilir.
Haksız tahrikte fail söz konusu suçu kasten işlemektedir ancak faildeki kastı doğran da maruz kaldığı haksız tahrikin varlığıdır. Haksız tahrik faili suç işlemeye zorlamaktadır.
- Yerel mahkemece, dosya içeriğine ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde; (olay tarihinde Şaphane İlçesi, Garipler Köyü’nde yapılmakta olan içkili ve yemekli düğün sırasında sanığın yanında arkadaşları da bulunduğu halde köy kahvesinde yemek yiyip, içki aldıkları, arkadaşları Erdem ve Zekeriya’nın sarhoş olmaları sonucu eve gidecek durumda olmamaları nedeniyle, onları eve götürmek isteyen sanık Mustafa ve aşırı sarhoş olan arkadaşlarına köy muhtarı olan Muzaffer’in gece saat 23.30 sıralarında köy içinde rastladığı ve onlara “it herifler, yiyip içiyorsunuz, eve gitmesini bilmiyorsunuz” dediği, sanığın bu söz üzerine maktülü ittiği, bunun üzerine maktülün sanığa tokat attığı ve sanığın da tokatla ona karşılık verdiği ve kaçmaya başladığı, sanığın kendisine tokat atmasının verdiği kızgınlıkla maktülün sanığın arkasından koştuğu, sanığın evine giderek evlerinde bulunan içi domuz kurşunu ile dolu emanete kayıtlı av tüfeğini alarak evden çıktığı, evden 30 metre kadar ayrılarak, kendisine 8-10 metre mesafede olan maktüle ateş ederek öldürdüğü) kabul edilmiştir Yukarıda açıklanan olaylar zinciri içinde, sanık ve yanındaki sarhoş arkadaşlarının etrafı rahatsız edecek taşkın davranışlarının belirlenememesi nedeniyle, maktül muhtarın “köy içinde dirlik ve düzeni sağlama” görevinin doğduğu kabul edilemeyeceği gibi; esasen sanık muhtarın hiç gereği yokken sarfettiği ve yerel mahkemece haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen “it herifler, yiyip içiyorsunuz, eve gitmesini bilmiyorsunuz” şeklindeki hakaretamiz sözleriyle olayın başlamasına neden olduğu ve böylece eylemin maktül muhtara karşı “görevi esnasında veya görevini yapmasından dolayı işlenmediği”nin dosya içeriğinden açıklıkla anlaşılması karşısında, sanığın hafif tahrik etkisiyle adam öldürme suçunu işlediğinin kabulü ile TCK.nun 448, 51/1, 59. maddelerinin uygulanması suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu halde, yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki isteme aykırı şekilde (BOZULMASINA), 11.5.1994 gününde ve oybirliği ile karar verildi.
- YARGITAY
- 1. CEZA DAİRESİ
- Esas Numarası: 1994/1445
- Karar Numarası: 1994/1512
- Karar Tarihi: 11.05.1994
1.Haksız bir fiil ya da suç teşkil eden bir fiil
2. Hiddet ya da şiddet etkisi altında suç işlemek
3. Suçun haksız tahrikte bulunana karşı işlenmesi
HAKSIZ TAHRİK ŞARTLARI
Haksız tahrik bir hukuka uygunluk sebebi değildir. Haksız tahrik cezada indirim sebebidir.
Oluşa, toplanan delillere ve kabule göre; mağdurun, olaydan önceki bir aylık süre içinde sanığın eşini telefonla arayarak ve sanığa ait olup eşinin işlettiği markete gelerek, gereksiz şekilde bekleyip, sanığın eşini rahatsız edici cinsel saldırılarda bulunduğu, mağdurun davranışlarının çekilmez bir hal alması üzerine, sanığın eşinin bu durumu eşine söylediği, sanığın da mağdur tarafından eşine yönelen ve süreklilik arz eden cinsel saldırıların meydana getirdiği hiddet ve şiddetli eylemin etkisi altında kalarak, mağduru biri kesi vasfında olmak üzere on bıçak darbesi ile vurarak öldürmeye teşebbüs ettiği ve hürriyetinden alıkoyduğu olayda, haksız hareketlerin ulaştığı boyut dikkate alınarak, her iki suç bakımından, 1/4 ile 3/4 arasında indirim öngören TCK'nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle makul oranda indirim yapılması gerekirken 1/4 oranında tahrik indirimi yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,YARGITA 1. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2008/2300 Karar Numarası: 2009/3481 Karar Tarihi: 15.06.2009
Haksız tahrikte fail suçu tahriki oluşturan kişiye karşı işlemelidir. Yoksa fail hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanamaz.
Oluşa ve dosya içeriğine göre, maktul Mustafa’nın, olay öncesinde şizofren akıl hastalığı bulunan ve kendisine yönelik eyleme mukavemet edemeyecek durumda olan Hatice’ye cinsel saldırıda bulunduğu, bu olayın ölüm nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığı, Hatice’nin kardeşi olan sanığın, olay günü av tüfeğini alarak fındık bahçesine gitmek için evden ayrılıp kardeşinin işlettiği bakkala uğradığı, kardeşi Ayhan, tanıklar Sezai, Birol ve Sinan’la konuştukları sırada maktul Mustafa’yı kucağında omzunun üstünden baş kısmı görünecek şekilde tuttuğu torunu maktul Emirhan olduğu halde yolda giderken arkasından gördüğü, duvarın kenarına dayadığı tüfeği alarak peşinden koşmaya başladığı, tanıkların “Aydın sakın yapma çocuk var” diye bağırmalarına rağmen, “Mustafa” diye bağırıp, kendisine tam olarak dönmesini beklemeden av tüfeği ile iki kez ateş ederek Mustafa’yı ve kucağındaki Emirhan’ı vurarak öldürdüğü, her iki maktulde de iki atışla mümkün av tüfeği saçma taneleri giriş yaralarının mevcut olduğu anlaşılmakla;
a )Sanığın, maktul Emirhan’ın hayati bölgesinden isabet almasının muhakkak olduğunu öngördüğü halde ateş etmesi, küçük maktul Emirhan’dan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan söz ve davranış bulunmaması da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 82/1-e, 62 ve 53. maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken, suçun niteliğinde hataya düşülerek, aynı Yasa’nın 30/2, 81, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca ceza tayin edilmesi,
b )Kabule göre de, sanık hakkında maktul Emirhan’a yönelik eylemden 5237 sayılı TCK’nın 30/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken eylemin taksirle öldürme olarak değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2009/5531 Karar Numarası: 2011/1798 Karar Tarihi: 23.03.2011
- Haksız tahrik her her suç için uygulanır mı yoksa uygulanmaz mı bu konuda TCK da açık bir tanım yoktur.
YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas Numarası: 2013/1-665 Karar Numarası: 2014/66 Karar Tarihi: 11.02.2014
HAKSIZ TAHRİK HÜKÜMLERİNİN UYGULANABİLMESİ İÇİN; TAHRİKİ OLUŞTURAN BİR FİİL OLMALI, BU FİİL HAKSIZ BULUNMALI, FAİL ÖFKE VEYA ŞİDDETLİ ELEMİN ETKİSİ ALTINDA KALMALI, FAİLİN İŞLEDİĞİ SUÇ BU RUHİ DURUMUN TEPKİSİ OLMALI, HAKSIZ TAHRİK TEŞKİL EDEN EYLEM, MAĞDURDAN SADIR OLMALIDIR
Sadır olmak kelimesinin anlamı ilgili kişiden ya da olaydan kaynaklanmalı şeklindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4/11/2021 tarihli ve E.2020/122, K.2021/533 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
” …
Haksız tahrik, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitap, İkinci Kısımda, ‘Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler’ başlıklı İkinci Bölümde yer alan 29. maddesinde … ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik; kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında meydana getirdiği karışıklığın bir sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan bir nedendir. Başka bir anlatımla haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde bir zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmış bulunmaktadır (İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, s. 412).
Yerleşmiş yargısal kararlar ve doktrinde yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı,
b) Bu fiil haksız olmalı,
c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı,
e) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.
5237 sayılı TCK’da tahrikle ilgili olarak, 765 sayılı TCK’da yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayrımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi ve sanığın iradesi üzerindeki etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun çeşitli kararlarında tartışmasız olarak benimsendiği üzere, tahrik nedeniyle yapılacak indirimin oranı belirlenirken, haksız tahriki oluşturan hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmeli, eğer haksız hareket bu özellikleri itibarıyla yoğun ve önemli boyutlara ulaşmışsa ancak bu takdirde haksız tahrikin ağır ve şiddetli olduğu kabul edilmelidir.
…
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın öğrenci servisi şoförlüğü yaptığı, suç tarihinde sevk ve idaresindeki içerisinde öğrencilerin bulunduğu … araç ile; özel güvenlik görevlisi olup evine gitmekte olan maktulün ise … plakalı aracı ile seyir hâlinde oldukları sırada saat 14.50 sıralarında aynı güzergahta karşılaştıkları, sanığın kullandığı servis aracı ile maktulün önünde, maktulün de kullandığı binek otomobili ile sanığın arkasında olduğu, suç yeri olan … Mahallesi … Alışveriş Merkezi … Taksi isimli iş yerinin önüne gelmeden kısa bir süre önce maktulün birkaç kez sanığın idaresindeki aracı trafikte geçmek istediği, akabinde de olayın yaşandığı yerde sanığın aracını geçip yolun sağında sanığın aracının önünde durduğu, sanığın da maktulün aracının arkasında durduğu, olayın ilk başlayışını gören tüm tanıkların ittifaklı beyanlarından da anlaşılacağı üzere önce maktulün aracından indiği, sanığın yanına doğru geldiği, ardından sanığın da aracından indiği, olay öncesinde birbirini tanımayan ikili arasında muhtemelen trafikte yaşanan yol verme/vermeme meselesi yüzünden öncelikle sözlü tartışma yaşandığı, sözlü tartışmanın fiziki kavgaya dönüştüğü, yaşanan kavga esnasında maktulün sanığa kafa attığı, sanığın da üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartarak maktulü bıçakla yaraladığı ve olay yerinden kaçtığı, sanığın darbeleri sonunda yaralanan maktulün olay yerinde öldüğü hususunda … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ile Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmayan olayda;
Maktulün aracıyla sanığın kullandığı servis aracının hemen önünde durması, araçtan ilk kendisinin inmesi, sanığın aksi kanıtlanmayan savunmasına göre maktulün kendisine hakaret etmesi ve maktulün sanığa kafa atmak suretiyle kavganın başlamasına sebebiyet vermesi ve … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin direnme gerekçeleri arasında yer alan “…basit bir yol verme/vermeme meselesini büyüterek içerisinde öğrencilerin bulunduğu açıkça görülen bir servis aracını durmak zorunda bırakan, böylelikle kendisi dışındaki üçüncü kişilerin can güvenliğini de tehlikeye sokan, böyle bir tehlike doğmasa bile meydana gelebilecek bir tartışma ortamının henüz çocuk yaştaki lise öğrencileri üzerinde olumsuz tesir doğurabileceği gerçeğini umursamadan tartışmayı başlatan…” hususlarının haksız tahrik kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması karşısında;
Maktulden kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız fiil oluşturan söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alınarak yapılan indirim sonucu tayin edilen 16 yıl hapis cezasının makul olmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması suretiyle 16 yıl hapis cezasına hükmedilmesine ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünün, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararı doğrultusunda, haksız tahrik nedeniyle asgari düzeyde indirim yapılıp sanığın üst sınırdan cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde 16 yıl hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.”


