TEHDİT

Bu makalede Türk Ceza Kanununda yer alan tehdit suçuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulacaktır.

Tehdit
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

Tehdit suçu herkes tarafından herkese karşı işlenebilen bir suçtur. Tehdit suçunun mağduru da herkes olabilir. Mağdurun söz konusu tehdit eyleminden korkması ya da etkilenmesi de önemli değildir. Tehdit suçunda mağdurun iç huzuru suçta korunan hukuki değerdir. Tehdit suçunda deliller genellikle şüpheli tanık mağdur beyanları ses kaydı kamera kaydı mesaj watshaap facebook sosyal medya mesajlarıdır. Tekrar etmek gerekirse mağdurun tehdit suçunun gerçekleşebilmesi korkması şart değildir. TCK madde 106/1 uyarınca Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, tehdit suçunu işlemiş olur. Madde metninden de inceleneceği üzere söz konusu saldırı olmalı ve bu saldırının da geleceğe dönük olması şarttır başka bir anlatımla geçmişe yönelik bir durumun gerçekleşmiş olduğundan bahisle tehdit suçu işlenemeyecektir. Tehdit suçu geleceğe yöneliktir.

1. Katılan sanık …’in katılan sanık …’ya 600,00 TL borcu olduğu, olay günü katılan sanık …’in alacağını almak için katılan sanık …’ın iş yerine gittiğinde taraflar arasında tartışma çıktığı, katılan sanık …’ın katılan sanık …’e hitaben “bana bak seni bitiririm seni öldürürüm” demek suretiyle ve tartışma sırasında ele geçirilemeyen silahı doğrultarak “seni öldüreceğim” diyerek silahla tehdit suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmıştır.

2. Katılan sanıkların aşamalardaki savunma ve beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Tanık B. İ.’nin katılan sanık …’ın beyan ve savunmalarını doğrulayan beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.

Her ne kadar katılan sanık … hakkında silahla tehdit suçundan zaman aşımı süresi geçmiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 223/9 uncu maddesinde, “Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” düzenlemesi gereği sanığın lekelenmeme hakkı gözetilerek yapılan incelemede; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan sanık …’nın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. YARGITAY 6. Ceza Dairesi         2023/6595 E.  ,  2024/3704 K.

Sanık ... hakkında,...Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 26/06/2015 tarihli ve 2015/12492 soruşturma numaralı, 2015/8113 esas ve 2015/6706 Sayılı iddianame düzenlendiği, iddianamede sanık ... ve inceleme dışı diğer sanıklar ... ve...in eylemlerinin, "...'in, müşteki ...'ın teyzesi ile evliyken aralarındaki geçimsizlik nedeniyle boşandıkları, mevcut olay nedeniyle müştekiye husumetli olan adı geçen şüphelinin akrabaları olan diğer şüphelileri azmettirmek suretiyle müştekiyi dövmesi ve tehdit etmeleri hususunda yönlendirdiği, bunun üzerine şüpheliler M.Ö. ve ...'in yolda yürümekte olan müştekinin önünü çevirerek soruşturma sırasında ele geçmeyen sopa ya da plastik coplarla müştekiye vurdukları, ayrıca şüphelilerden...in büyük bir ekmek bıçağını belinden çıkararak saldırgan tavırlarla müştekiye "...in selamı var", "bu dava hiç bitmeyecek siz göreceksiniz" şeklindeki sözlerle tehditte bulunduğu, ... şüpheliler M.Ö. ve ...'in daha önceden hazırlanarak müştekinin yolunu çevirip yukarıda açıklanan eylemi gerçekleştirmeleri nedeniyle, şüpheli...in silahla tehdit içeren eylemine diğer şüpheli ...'in de asli fail olarak katıldığını kabul etme zarureti bulunduğu,..." biçiminde tanımlandığı, yargılama neticesinde...6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10/05/2016 tarihli ve 2015/512 esas, 2016/511 Sayılı kararıyla, sanık ...'in, TCK'nın 106/2-a, 86/2, 3-e ve 52/2. maddeleri gereğince sırasıyla 2 yıl hapis ve 3.600,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, inceleme dışı sanık...in, yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 52. maddeleri uyarınca 2.400,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan ise beraatine hükmolunduğu, inceleme dışı diğer sanık ...'in, TCK'nın 106/2-a, 86/2, 3-e ve 52/2. maddeleri gereğince sırasıyla 2 yıl ve 9 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği ve istinaf kanun yoluna müracaat edilmeksizin kararların kesinleştiği, sanık ... hakkındaki kararın kesinleşmesini müteakip sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilerek,...6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/05/2018 tarihli ve 2018/390 esas, 2018/550 Sayılı kararıyla sanığın, TCK'nın 106/2-a, 86/2, 3-e ve 52/2. maddeleri gereğince sırasıyla 2 yıl hapis ve 3.600,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına hükmolunduğu, bu hükümlerin de istinaf kanun yoluna konu edilmeksizin kesinleştiği, hükümlerde sanığın eylemlerinin " olay tarihinde sanık İ.'nın azmettirmesi neticesinde yeğenleri olan sanık ...'in katılan ...a elindeki sopa ile vurmak sureti ile ve sanık...in de eli ile katılan ...a vurmak sureti ile katılan ...u BTM ile giderilebilir nitelikte yaraladıkları ve olay sırasında sanık ...'in elinde sopa varken katılan ...a "...in selamı var bu dava hiç bitmeyecek siz göreceksiniz" şeklinde tehdit ettiği..." biçiminde kabul edildiği, kararların kesinleşmesini müteakip, tehdit suçundan kurulan hükmün kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

Katılan ..., olayın yaşandığı gün vermiş olduğu kolluk ifadesinde, sonradan isimlerini tespit ettiği sanık ... ile inceleme dışı diğer sanık...in araçtan indiklerini, ellerindeki plastik joplarla kendisine vurmaya başladıklarını, diğer sanık...in, belinden büyük bir ekmek bıçağı çıkartıp, "...'in selamı var" diyerek, bıçak ile kendisine saldırmaya başladığını, 3-4 kez bıçağı salladığını, sanık ...'in jop ile vurmaya devam ettiğini, civardaki bir bakkala sığındığını, peşinden gelerek burada da vurmaya devam ettiklerini, araya girilmesinin ardından ayrılırlarken sanık ...'in "bu dava hiç bitmeyecek, siz göreceksiniz" şeklinde tehditte bulunduğunu belirtmiş, yargılama aşamasındaki anlatımında ise, her iki sanığın yanına geldiklerini, sanık ...'in jop gibi bir sopa ile kendisine vurduğunu, diğer sanık...in eliyle vurduğunu,...in elinde bıçak olduğunu ve birkaç kez kaldırdığını ancak vurmak için hamle yapmadığını, olay yerinden ayrılırken sanık ...'in kendisine, "...'in selamı var, bunlar daha hiçbir şey, siz göreceksiniz" dediğini, bunları söylerken elinde jopa benzer cisim olduğunu, sanık...in tehdit içeren söz söylemediğini beyan etmiştir. Katılanın soruşturma ifadesi okunup sorulduğunda ise, kovuşturma evresindeki ifadesinin doğru olduğunu ileri sürmüştür. İnceleme dışı diğer sanıklar İ. ve M. aşamalarda suçlamaları kabul etmemişler, sanık ... ise duruşmada doğrulamış olduğu 19.06.2015 tarihli savcılık ifadesinde, sanık İ.'nın, diğer sanık...e talimat vererek katılanı yaralaması için yönlendirdiğini, sanık M. ile birlikte katılanı olay akşamı evine giderken gördüklerini, sanık...in sopa ile katılanı yaraladığını, araya girildiğini, kendisinin sadece izlediğini,...in belinden çıkardığı bıçağı katılana çekip, "bu dava bitmeyecek, dayımın kanı yerde kalmayacak" şeklinde tehditte bulunduğunu, kendisinin olaya karışmadığını belirtmiştir. Sanık ... hakkında...Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 26/06/2015 tarihli ve.... soruşturma numaralı, 2015/8113 esas ve 2015/6706 Sayılı iddianamede sanığın eylemlerinin, ele geçmeyen sopa ya da plastik coplarla müştekiye vurmak ve daha önceden hazırlanarak müştekinin yolunu çevirip eylemi gerçekleştirmeleri nedeniyle, şüpheli...in büyük bir ekmek bıçağını belinden çıkararak saldırgan tavırlarla müştekiye "...in selamı var", "bu dava hiç bitmeyecek siz göreceksiniz" şeklindeki silahla tehdit içeren eylemine asli fail olarak katılmak biçiminde tanımlanması,...6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10/05/2016 tarihli ve..... sayılı kararıyla inceleme dışı sanık...in silahla tehdit suçundan beraatine hükmolunması ve kesinleşmesi, sanık ... hakkında hükmün açıklanmasına ve sanığın silahla tehdit suçundan cezalandırılmasına ilişkin...6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/05/2018 tarihli ve ..... sayılı kararında ise sanığın eyleminin " ... olay sırasında sanık ...'in elinde sopa varken katılan ...a "...in selamı var bu dava hiç bitmeyecek siz göreceksiniz" şeklinde tehdit ettiği..." biçiminde kabul edilmesi, CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilmesi, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılmasının, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılmasının ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna açıkça aykırılık oluşturması, görevsizlik kararı yoluyla iddianameye konu edilmemiş bir olayın dava konusu haline getirilmesinin yani iddianamede anlatılmayan bir eylemden dolayı görevsizlik kararı verilmesi durumunda, bu eylemden dolayı hüküm kurulmasının mümkün olmaması, iddianame veya yerine geçen görevsizlik kararında anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail ve fiilin yargılanması söz konusu olduğunda ise, suç duyurusunda bulunularak iddianame ile dava açılması hâlinde gerekli görülürse davaların birleştirilmesi yoluna gidilmesinin gerekmesi karşısında, iddianamenin anlatım kısmında sanık ...'in elinde sopa varken katılan ...'ı "...in selamı var bu dava hiç bitmeyecek siz göreceksiniz" şeklinde tehdit ettiğine dair bir anlatımın yer almadığı gözetilmeden, sanığın bu eylemi gerçekleştirdiği kabul edilerek, TCK'nın 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle, CMK'nın 225. maddesine aykırı davranılmış, katılanın soruşturma evresindeki ifadesinde geçen ve sanık ...'in olay yerinden ayrılırken söylediğini iddia ettiği tehdit içeren sözleri ile katılanın yargılama aşamasındaki beyanında, adı geçen sanığın elinde sopa olduğu halde sarf ettiğini iddia ettiği sözleri göz önüne alınarak, iddianamede yer almayan bu eylemler ile ilgili olarak Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulması, kamu davası açılması halinde ise gerekli görülmesi halinde davaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi ve sanığın hukuksal durumunun mevcut kanıtlara göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmemiştir. T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ E. 2019/3849  K. 2019/15125 T. 3.10.2019
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır. (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100). Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır. (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873) Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar 5237 sayılı TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; “tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir” şeklinde açıklanmıştır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığın, mağdurun yöneticisi olduğu kooperatifin üyesi iken alacak-borç anlaşmazlığından dolayı üyelikten ayrıldığı ve bu nedenle mağdurla aralarında husumet bulunduğu, kooperatife borcu nedeniyle aleyhinde icra takibi yapılması üzerine olay günü saat 08.30 sıralarında telefon ile mağduru arayan sanığın “İcrayı sen mi gönderdin eve” diye sorduğu, mağdurun da “Avukat göndermiştir” dediği, bu görüşmeden sonra aynı gün saat 10.00 sıralarında evinin önünde park halindeki aracına zarar verilmiş olduğunu gören mağdurun, sanıktan şüphelenerek telefonla sanığı aradığı ve “benim arabanın camlarını niye kırdın” diye sorduğunda, sanığın “Benim bilgim yok, iftira etme, kim bilir kimin canını yaktın ki bu işi yapmış, ölmediğine dua et” diyerek tehdit ettiği iddia olunan olayda; tüm dosya kapsamına göre sanığın, mağdurun başkalarıyla da husumetinin olması nedeniyle tehdit suçunun konusunu oluşturduğu iddia edilen sözleri söylediği ve tehdit kastının bulunmadığı yönündeki aksi ispatlanamayan savunması, sanığın daha önce gerçekleşmiş bir olaya istinaden söylediği sözlerin taraflar arasındaki konuşmanın gelişimi göz önüne alındığında, mağduru korkutmak amacı taşımadığı, geçmişe yönelik yorum ve değerlendirme amacıyla söylenen sözler olduğu, ileride gerçekleşmesi muhtemel olan bir saldırı niteliğinde tehdit içeren sözler olmadığı anlaşıldığından, tehdit suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükmündeki direnme gerekçesi isabetli olduğundan beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir. YARGITAY Ceza Genel Kurulu Esas No: 2017/581 Karar No: 2018/525
Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için; silahın, tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görüp hissedebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılmasının yanında, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması gerekir. Bu nedenle, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır. Mahkemece sanığın, mağduru yokluğunda silahla tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, eyleminin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde tanımlanan mağdurun hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştirme niteliğinde olduğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek, TCK'nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçundan hüküm kurulması, 4. Ceza Dairesi         2013/35561 E.  ,  2016/2036 K.
TCK'nın 106/2. maddesinde tehdit suçunun silahla işlenmesinin cezalandırılması öngörülmüştür. Bu maddeye göre failin, bir kimseyi silahla tehdit ettiğinin kabul edilebilmesi için silahtan sayılan aracın eylem sırasında kullanılması esastır. Tehdit eyleminin, kişinin yokluğunda, ona iletilmek üzere ya da iletileceğini bilerek eylemin işlenebileceği de kabul edilmektedir. Ancak, bir kimsenin yokluğunda tehdit edilmesi halinde, tehditin gerçekleştirilmesi sırasındaki araç ve hareket biçimi de mağdur kişiye aktarılacağından ve iletileceğinden, silahın tehdit eyleminde araç olarak kullanıldığı sırada muhatabın orada bulunmaması, suçun vasfını değiştirmeyecektir. Mağdur eylem sırasında orada faille yüzyüze bulunmasa bile, silahla öldürmeye ya da ölümle tehdide gelen kişinin, hazır bulunan üçüncü kişiye söylediği sözler ya da silahla gerçekleştirdiği davranışlar, failin hareket ve söylemleri aynen kendisine iletildiğinde, ileride gerçekleştirilmesi veya oluşması muhtemel zarara ilişkin tehlike olgusu mağdurun zihninde oluşacak ve tehdit eyleminde araç olarak kullanılan silah, mağdurda oluşacak korkuyu objektif olarak arttıracağından TCK'nın 106/2. fıkrasının da sözkonusu eyleme uygulanması gerekecektir. Yine, 106/2. maddede öngörülen birden fazla kişi ile tehdit eyleminde, mağduru bir kaç kişinin gelip yokluğunda ölümle ya da bir başka şekilde ağır bir zarara uğrayacağından bahisle tehdit ettiğinin eyleme muhatap olan üçüncü kişi tarafından mağdura söylenmesi durumunda, mağdur olay anında orada bulunmasa bile, birden fazla kişinin birlikte kendisinin bir zarar uğratmak için araması nedeniyle kendisinde oluşacak objektif korkunun, failler hakkında, nitelikli tehdit suçuna ilişkin hükmün uygulanması gerektireceği açıktır. Bunun gibi, "var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak" işlenen tehdit eylemlerinde de, örgüt üyelerinden birinin, bizzat mağdur ile muhatap olması değil, yokluğunda dahi olsa kendisine iletilmek üzere bırakılan mesaj veya üçüncü kişiye yapılacak iletilerin nitelikli tehdit suçunun vasfını değiştirmeyeceği ve 106/2. madde hükmünün fail ya da failler hakkında uygulanması gerektiğinin izahına gerek bulunmamaktadır. 106/2. maddenin uygulanmasında asıl olan, silahın mevcudiyeti vasıtasıyla tehdit eyleminin yüze karşı işlenmesi değil, silah vasıtasıyla yokluğunda kullanılmış olsa bile mağdurda oluşacak korkunun kuvvetlendirilmesidir. Muhatabın olay yerinde bulunmaması, söylem ya da tehdit içeren davranışların orada bulunanlar tarafından kendisine iletilmesine engel değildir ve silahla tehdit fıkrası uygulamasının, eylemin yüze karşı gerçekleştirilmesi gerektiği gibi bir koşula bağlanmasının da yasal dayanağı bulunmamaktadır. Kişiye telefonda kendisinin tüfekle ya da tabancayla öldürüleceğinden söz edilmesi halinde silah henüz araç olarak kullanılmamış olması dolayısıyla fail 106/2. madde hükmü uyarınca cezalandırılmayacak ise de, silahla mağdurun bulunduğu yere gidilip orada bulunmaması nedeniyle yüze karşı gerçekleştirilemeyen tehdit fiilinin ve zarar verilmek üzere icraya başlanılan hareketlerin tehlikesinin ciddiyeti ve mağdurda oluşturacağı korkunun, yüze karşı işlenenden zaman zaman daha hafif nitelikte olacağında kuşku yok ise de, bu farklılık 106/ 2. fıkra hükmünün uygulanmamasını gerektirecek boyutta değildir. Belki bu durum eylemin işleniş biçimine göre cezanın teşdit ya da tahfif sebebi olarak kabul edilebilecektir.
Bu nedenlerle mağdurun yokluğunda dahi olsa kendisine karşı gerçekleştirilmesi düşünülen saldırının ağırlığı ve ciddiyeti konusunda daha yoğun bir korku oluşturacağını düşündüğümüzden yerel mahkemenin TCK'nın 106/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin düşüncesi yerinde olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun eylemin TCK'nın 106/1. maddesine uyduğuna ilişkin bozma kararına katılamıyoruz. 4. Ceza Dairesi         2013/11751 E.  ,  2015/26433 K.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 173. maddesinin 3. fıkrasında ise “Mahkeme, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder;" hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. İncelenen dosyada, şüpheli ...ün müştekiyi telefonla arayıp "senin keline s.., evini basacam ” demek suretiyle hakaret ve tehditte bulunduğunun iddia edildiği ve bu sözleri duyduğu söylenen ...'ün tanık olarak dinlenilmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Şüpheli ...ün müştekiyi telefonla arayıp tehdit ve hakaret içerir sözler söylediğinin iddia edilmesi ve tanık bildirilmesi karşısında; tanık olarak gösterilen kişi dinlenilmeden ve telefon görüşmelerini içerir HTS kayıtları getirtilmeden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, gereğinin takdir edilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.  YARGITAY 18. Ceza Dairesi         2016/16515 E.  ,  2016/17512 K.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir. İnceleme konusu somut olayda; şüpheliler hakkında şikayetçinin imara aykırı balkon ve garaj yaptırdığı iddiasıyla şikayetçi olduğu, şüphelilerin yapı kayıt belgesi aldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve karara yönelik itirazın reddine karar verilmiş ise de; şikayet konusu yerde keşif yapılıp suça konu yerlerin yapı kayıt belgesi alındıktan sonra yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması, yapı kayıt belgesi alındıktan sonra yapıldığının tespit edilmesi halinde imalatların bina vasfında olup olmadığı, taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir. Bu nedenle itiraz merciince etkin soruşturma yapılmadığı dikkate alınarak, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 4. Ceza Dairesi         2023/17037 E.  ,  2024/1602 K.